‘Siyaset’ Kategorisi için Arşiv

Evden Eve Nakliyat Nedir? Nakliyat firmaları ve dikkat edilmesi gerekenler

Salı, 14 Nisan 2009

Türkiye’de Evden Eve Nakliyat Sektörü

Evden Eve Nakliyat Nedir?

Nakliyat firmasının belirli plan ve disiplin içerisinde evinizi il, ilçe, şehiriçi veya şehirler arası güvenle taşıması ve yeni evinize eşyalarınızı yerleştirmesidir.

Evden Eve Nakliyat Firması Ararken Nelere Dikkat Etmeliyiz?
Evden eve nakliyat konusunda söylemek istediğimiz ilk şey, telefon görüşmelerinde yapılan anlaşmaların ve verilen fiyatların çok sağlıklı olmayacağıdır. Profosyonel bir nakliye şirketinin kesin bir fiyat belirlemek için Ekspertiz yapması yani eşyalarınız detayını net olarak saptayabilmek amacıyla taşınacak olan malzemenin görülmesi gerekliliğidir, aksi taktirde taşımanın yapılacağı gün sizden anlaşmış olunan ücretten daha fazlasına talep edebilirler.

Profosyonel bir ekip ve eşya cinsine göre değişen muhtelif ambalaj malzemeleri ile yapılacak titiz bir çalışmanın en önemli nedeni; Siz eşya sahiplerinin zahmetsiz bir taşıma gerçekleştirip derin nefes alabilmeniz, biz nakliye firmalarının da size en sağlıklı hizmeti vermiş olmanın gururunu yaşabilmesi olmalıdır.

Evinizi taşımaya karar verdiğinize göre, şimdi evinizi taşıtmak için evden eve nakliyat firmalarıyla konuşmanın zamanı geldi demektir. Eğer taşımacılık firması bulmayı son dakikaya bırakırsanız, acele ile çok yanlış bir firmaya denk gelebilirsiniz. Sektörün önde gelenleri, evden eve taşımacılıkta fiyat konusunda önemli değişikliklerin olabileceğini, bu yüzden 3-4 firmadan fiyat alınması gerektiğini tavsiye ediyorlar. Dikkat etmeniz gereken nokta, firmalara aynı soruları sormanızdır. Böylece firmalar arası karşılaştırma yapabilirsiniz. Daha sonra bu firmalardan evinize gelip fiyat tespiti yapmalarını isteyebilirsiniz. Bu görüşmeye mümkün olduğunca hazırlıklı olmalısınız. Çünkü firmaların evinize göndereceği eleman sayısı eşyalarınıza göre değişecek, bu da fiyatı doğrudan etkileyecektir. Eşyalarınızın hangilerini atacağınızı, hangilerinin nakliyesinin yapılacağını firmaya bildirirseniz, fatura gereksiz yere kabarmamış olur. Aşağıda, firmalara yöneltebileceğiniz bir kaç soruyu bulabilirsiniz:
Sigorta yapıyormusunuz?
Sigorta kapsamı nedir?
Asansörlü Evden Eve Taşımacılık hizmetiniz varmı?
Firma geçmişi, varsa referans listesi,
Kamyonun gelme saati ve taşımanın aşağı yukarı ne zaman biteceği,
Herhangi bir birliğe üye olup olmadığı,

Son olarak evden eve nakliyat firması seçerken dikkat etmeniz gereken 2 madde sıralayacağız:
Bütün insanların bir olmadığını aklınızdan çıkarmayın.
Ailenizden ve diğer yakınlarınızdan tavsiye alın

Evden eve Nakliyat sırasında kullanılacak ambalaj malzemelerinin yeni olmasının garantisini isteyin.

Evden Eve taşınma sırasında karşılaşılabilecek olası sorunlarla karşılaşmamak için muhtemel sorunları maddeler halinde olası çözümlerle beraber sözleşmeye yazdırın.

Nakliyat yapılacak Ev eşyanızın tamamının taşınması için yeterli büyüklükte nakliyat kamyonu geleceğinin garantisini alın.

Evden Eve Nakliyat işlemini gerçekleştirecek personelin temiz üniforma giyinmesi hususunu da sözleşmeye yazdırın.

Evden Eve Nakliyat Firması ambalaj malzemesi olarak Baloncuklu Naylon kullanılmasını isteyin.

Evden eve taşıma için için kutulu taşıma isteyin.Ayrıca ip yerine koli bantı kullanılmasını isteyin,ip ev eşyalarınızda iz bırakır.

İllere göre ilden ile nakliyat firmaları Şehir içi şehirler arası Evden eve nakliyat

İzmir evden eve nakliyat firmaları;

Ekinyurt İzmir Evden Eve Nakliyat, izmir nakliyat evden eve taşıma

İzmir iline ve tüm ilçelerine şehirler arası Evden Eve Nakliyat hizmeti vermekteyiz. İzmir’in tüm semtlerine nakliye hizmeti verilmektedir.
İzmir iline özel evden eve nakliyat araç sayısı; 5
İzmir iline özel personel sayısı: 20
İzmir şubesi: Ekinyurt Nakliyat’ın İzmir ilinde 2 adet şubesi bulunmaktadır.

Bursa evden eve nakliyat firmaları;

Bursa iline ve tüm ilçelerine şehirler arası Evden Eve Nakliyat hizmeti vermekteyiz. Bursa’nın tüm semtlerine nakliye hizmeti verilmektedir.

Bursa iline özel evden eve nakliyat araç sayısı; 5
Bursa iline özel personel sayısı: 16
Bursa şubesi: Ekinyurt Nakliyat’ın Bursa ilinde 2 adet şubesi bulunmaktadır.

Ankara Evden Eve Nakliyat Şehir içi Şehirler Arası Nakliyat Firmaları;

www.nakliyatsitesi.com ; Ankara şehiriçi şehirler arası evden eve taşıma firması.

Bahçeli İle İlgili Bir İddaa

Perşembe, 04 Aralık 2008
mailden geldi valla demiş ki:
Aşağıdaki yazı bir alıntıdır.
Üstelik Türkçü bir siteden.
Bu bizi fazla ilgilenbirmiyor.
Ancak bizi ilgilendiren, Ermenice olarak verilen ad ve soyların bazıları Çerkesler’le ilgili.
Buyrun beraber okuyalım.

Devlet Bahçeli kim!?

Devlet bahçeli iktidar olmak için değil MHP’yi kontrol altında tutmak için var.

Alın size devlet bahçeli ile ilgili iddaları!!!kesinlikle provakasyon değil,

Sevgili Ülküdaşlarım.. Şimdi yazacaklarıma eminim inanamayacaksınız. Çünkü ben de ilk duyduğumda inanamamıştım. Adana Nüfus Müdürlüğü’nden emekli olan bir uzak akrabamı yaptığım ziyarette, Devlet BAHÇELİ ve ailesi hakkında inanılmaz şeyler söylemişti. O zaman son derece safkan bir ülkücü olan ben, bütün bunları peşinen reddetmiş ve o nüfus memuruna, -bir şey yapamazdım çünkü yaşını başını almış olgun biriydi- sert çıkıp, ülkücü harekete düşman olduğunu, bu tür uydurma şeyleri ulu orta yerde söylememesi gerektiğini ifade etmiştim. Adamın dedikleri yenilir yutulur şeyler değildi. Ancak bir süre sonra tekrar karşılaştığımızda, ileri sürdüğü iddaaların kanıtlarının artık elinde olduğunu eğer onunla beraber evlerine gidersem bana teker teker kanıtlayacağını söylemişti. Adamın iddiasına göre BAHÇELİ ailesi çok karışık bir nesebe sahipti. Ailesinden ERMENİ’den YAHUDİ’ye kadar bir çok soy karışımı olmuştu… Merakımı yenemedim ve adamla beraber evlerine gittim.
Sonra gördüklerime inanamadım. Eminim siz de inamamayacaksınız.
‘Şimdi okuyacaklarımı inanılmaz bulacaksını ama dediklerimde haklı olduğumu anlayacaksın’ dedi yaşlı nüfus memuru. Yüzüne anlamsız ifadelerle baktım. Hala bu herifin Ülkücü Harekete bir kastının olduğuna inanıyor ve attığı iftiraya karşı doyurucu açıklama yapamazsa bizzat cezasını ben kendi elimle orada verecektim.
Bir tomar silik fotokopi kağıdı çıkardı adam. Masaya geçip yanına oturmamı söyledi… Eline aldığı belgeleri sakin sakin inceleyip mırıldanarak konuştuktan sonra hepsini kendince alt alta sıraladı. Ve hazır olduğunu ifade eden bir işaret yaptı. Başlıyordu anlatmaya.

DUYDUKLARIMA İNANAMIYORUM

‘Bak evlat’ dedi, “Devlet BAHÇELİ; Salih ve Samiye oğlu 1948 Osmaniye-Hasanbeyli nüfusuna kayıtlı.”
Bunda şaşıracak bir şey yoktu, genel başkanımızın doğum bilgilerini MHP’nin tüm arşivlerinde bulmak mümkündü. Tatmin olmayan gözlerle baktım adama. Devam etti:
“Anne Samiye BAHÇELİ… Ökkeş ve Melek kızı. 1341 Osmaniye-Hasanbeyli nüfusuna kayıtlı. Samiye hanımın kızlık Soyadı KIRIKKANAT… Osmaniye Merkez nüfusuna kayıtlıymış. Annesi Melek Hanım: Melek KIRIKKANAT: Hacı Hüseyin ve Melek kızı. 1318 Osmaniye – Merkez nüfusuna kayıtlı.”
Sabrım tükeniyordu. Bu rakamlar ve yıllar hiç bir anlam ifade etmiyordu. Yani, annesinin ve anne annesinin kızlık soyadlarını bilmek marifet değildi ki?
Yaşlı adamın susacağı yoktu.
“Şimdi dedesine bakalım” dedi yaşlı adam:
“Ökkeş KIRIKKANAT: Halil-Emiş’ten olma Osmaniye Merkez kayıtlı.”
“Ve bu kısım tamam, acele etme evlat sakin ol ve dikkatini dağıtmadan beni dinle”
Ama benim sabrım kalmamıştı:
“Şimdi sıra babasının soy kütüğünü takip etmekte” diyerek alttaki kağıdı çekti ve okumaya başladı:
“Baba Salih BAHÇELİ: Turan ve Ayşe’den olma. 1320 Osmaniye-Hasanbeyli nüfusu.
Dikkatini şimdi çekerim, dedesinin soy ismine dikkat et:
Yani babaennesinin babasının soyundan Dede Turan SOYLU: Ahmet ve Raziye’den olma 1278 Osmaniye Merkezine kayıtlı. Yani BAHÇELİ ailesinde SOYLU soyismine rastlarsak şaşırmayalım ve devam edelim.
Yeğen Ülker BAHÇELİ: Turan ve Muhterem’den olma. 1958 Osmaniye-Hasanbetli nüfusuna kayıtlı.
Ülker hanım evlenince soyismi ÇERÇİ oluyor.
Ve karışıklık başlıyor:
Lyudmyla ÇERÇİ: Mikola, Tetyana’dan olma. 1977 Osmaniye Merkez’e kayıtlı.”
İşte buna inanmam mümkün değildi. Ancak ihtiyarın elinde tuttuğu kütük fotokopisinde her şey kayıtlıydı. Devlet BAHÇELİ’nin yeğenleri ERMENİ olamazdı, bunana inanmam çok zordu… Hatta ağırıma gitmişti. Nüfus memurunun yüzüne ters ters baktım ama onun susacağı yoktu.
“İstersen Anne tarafını takip edelim biraz da:
Nezihat SOYLU: Süleyman ve Fatma’dan olma, 1941 Osmaniye Merkez kayıt.
Nezihat hanım evlenince soy ismi ne oluyor dersin:?”
Yaşlı adamın suratına “nerden bileceğim” sorusunu sorarmış gibi baktım. Cevabı hazırdı:
“BOZDUĞAN… bak Nezihat BOZDUĞAN’ın kaydı işte burada:
Nezihat BOZDUĞAN: Anne adı: Fatma, baba adı: Süleyman. Doğum tarihi: 1941… İşte Osmaniye Merkez’deki nüfus kaydı.” Sustu yaşlı adam, bir sigara yaktı. Sanki çok önemli bir şey açıklar gibi canımı yakan cümleleri kullanmaya başladı:
“Coron Catherine BOZDUĞAN kimdir dersin? Robert ve Hilda’dan olma 1969 doğumlu Osmaniye Merkez nüfusuna kayıtlı?…”
Cevabını bilmediğim bir soruydu. Robert, Hilda, Catherine… Bunlar ancak Kemal DERVİŞ’in soy kütüğü olabilirdi. Liderimle ne ilgisi vardı ki?
“Moda tabirle Devlet Bahçeli’nin kuzen çocukları bunlar delikanlı. Dikkatini çekerim, kuzenleri büyük ülkücü, Türkçü liderinin!”
susmak bilmiyordu adam:
“Bu Catharine hanım sonra Ufuk Beyle evlendi. Ve Cem isminde bir çocukları oldu. 2001 yılında hem de.” Altlardan bir kağıt çekti.
“İşte bak onun kaydını da buldurdum bizim emektar dostlardan. O günün doğum tutanaklarında bir BOZDUĞAN daha vardı delikanlı. Sıla BOZDUĞAN., Ama ilk adı ELVİN konulmuştu çocuğun. O da 2001 doğumlu ve Osmaniye Merkez kayıtlı.”
Nefesim tıkanmış, sesim kısılmıştı sanki. Neler saçmalıyordu bu adam. Ama ben istemiştim ve o da susmak bilmiyordu:

“Hadi anne tarafının izini sürmeye devam edelim. Biliyorsun Devlet bahçeli’nin annesinin kızlık soyadı KIRIKKANAT. İstersen Osmaniye Merkez’deki akrabalarına bir bakalım.
İşte bak Süheyla hanım Mesela. Süheyla KIRIKKANAT; İsmail ve Cemile’den olma 1949 doğumlu Süheyla Hanımdan. Süheyla Hanım sonra Hatay’a aktarmış kaydı. Reyhanlı Nüfus memurluğunu araştırırsan, Süheyla Hanım’ın gerçek soy isminin HIZAL olduğunu göreceksin. Ve bu ailenin çocuklarına koydukları isimlere bakalım:
Guse Selis HIZALl; Mehmet Fırat ve Seyhan Sönmez görünüyor ebeveyn.
Enver Jan HIZAL. Nadiye ve Fırat’ın iki yaşındaki oğulları. Yine Hatay Reyhanlı nüfusuna kayıt ettirmişler.”
Beynim kitlenmişti artık. Yaşlı adama durmasını söyledim. Bana bakıp gülümsedi, ‘İnanmıyordun ama bak görüyorsun’ dedi. Kağıtları bir tarafa bırakıp bana çay getirdi. Sonra oturup devam etti.
“Bu HIZAL ailesinde Sabiha hanım önemli bir isim. 1941 doğumlu, İslam bey ve Hava Hanımdan olma. Ne güzel isimler değil mi? tam müslüman gibi. Bak bakalım Sabiha Hanım’ın soy ismi neye dönüşüyor: Sabiha APİŞ!!!
Hadi şimdi bu Apiş’lerin peşine düşelim bakalım bizi nereye çıkaracak…
Meryem APİŞ; Ahmet Bekir, Faize, 1949, Hatay-Reyhanlı..
Meryem Hanım’ın da soy ismi değişiyor, ŞAPSO oluyor.
MERYEM ŞAPSO: Ahmet Bekir, Faize, 1949, Hatay-Reyhanlı..
Bak şimdi bu ŞAPSO ailesi nasıl dönüp dolaşıp bahçeli’nin anne tarafının bir kolu olan BOZDUĞAN’lar ile birleşecek. Dümdüz okuyorum dikkatle dinle:
Aysun ŞAPSO: Ali Hikmet ve Elmas’tan olma, 1960 doğumlu, Hatay-merkez
Aysun SAVAŞ: Ali Hikmet ve Elmas’tan olma, 1960 doğumlu, ama kütük değişiyor bu sefer; Balıkesir-Manyas nüfus Müdürlüğü’ne kayıtlı.
Evlilik filan değixl üstelik. İçinden çıkılmaz bir durum, çünkü Aysun hanımın ablası Hülya hanımın soy ismi evlenene kadar SAVAŞ, sonra ALTUNDAĞ oluyor.
Bak sen de gör:
Hülya SAVAŞ: Ali Hikmet, Elmas, 1955 Balıkesir-Manyas.
Hülya ALTUNDAĞ: Ali Hikmet, Elmas, 1955, Mardin Ömerli’ye kayıtlı.
İstersen burada kütük bilgilerini detaylandırayım. Çünkü şimdi lazım olacak. Hülya Hanım’ın cilt no’su: 2, Hane No’su: 81.
Aynı cilt ve hane numarasında bir başka isim söyliyeceğim sana, yine Mardin Ömerli’den…
Hikmet ALTUNDAĞ: Hıdır, Sabiha, 1952, Mardin Ömerli kayıtlı.
Bu Hikmet ALTUNDAĞ soy isminde küçük bir değişiklik yapıyor sonra: ALTUNDAĞ iken ALTINDAĞ oluyor. Ve bu iki soy isim sonra birleşiyor BAHÇELİ VE ALTINDAĞ’lar yani..
İşte böyle ilginç bir çember üzerinde geziniyor Devlet BAHÇELİ’nin kökeni evlat!”
Yorulmuştum ve kafam karışmıştı. Açıkçası daha dinlediklerimi tam sindirmeden yeni isimlere hazmedemezdim. İzin istedim, bana nereye gittiğimi sordu, daha anlatacakları varmış. Ertesi gün geleceğime söz verip ayrıldım. Sizi bilmem ama ben şok olmuştum, gece boyu böylesi bir mutlak davanın liderinin bu kadar karışık bir aileden gelmesini içime sindirememeye başlamıştım. Nasıl olur Devlet BAHÇELİ’NİN YEĞENLERİ DENEBİLECEK İNSANLARIN NEREDEYSE TAMAMI Ermeni ya da Hıristiyan isimleri alabiliyordu.???

ERTESİ GÜN YAŞADIĞIM ŞOK DAHA DA BÜYÜDÜ!

Yine emekli nüfus memurunun gecekondu mahallesindeki evinin kapısındaydım. Dünkü gerilimli saatlerden sonra bu sefer beni güleryüzle karşıladı. Belli ki hazırlık yapmıştı. Hemen masaya geçtik ve anlatmaya başladı:
“Bugünkülere hiç inanmayacaksın belki ama madem başladık anlatıp bitireyim. Amca kızına bakalım:
SERPİL BAHÇELİ: Salih; Saniye’den olma 1946 Osmaniye-Hasanbeyli’ye kayıtlı.
Serpil hanım’ın yeri soy ismi nedir biliyor musun: FETTAHOĞLU!
Bu FETTAHOĞLU ailesinde AKSAY VE ÇANGA soyadları önemli. Bak şimdi bu zincir bizi nereye çıkaracak:

AYŞE NEZİHE ÇANGA: Mustafa ve Fatma’dan olma, 1936 Adano-kozan nüfusuna kayıtlı. Nezihe hanım’ın esas soy ismi ÇAMURDANOĞLU. Hatta sonra OĞLU kısmın çıkartıyorlar sadece ÇAMURDAN kalıyor. Al bakalım sana bir kaç tane aynı kütüğe kayıtlı ÇAMURDAN soy isimli kişi:
DERYA ERİKE ÇAMURDANOĞLU: Mustafa Ökkeş ve Ayşe Aysel’den olma 1957 doğumlu. Adana-kozan nüfusu.
ANİTA Deniz ÇAMURDANOĞLU: Gürkaynak ve ERİKA’dan olma. 1959. yine Adana-Kozan.
AGNES MARİA MAGDELENE ÇAMURDAN: FRANCOUİS JEAN PİERRE VE MARİE LOUİSSE CHARLOTTE ADREA’dan olma, Adana-Kozan nüfusuna kayıtlı.
Selçuk Emre ÇAMURDAN: Mehmet Cihan ve AGNES MARİE MADELEİNE’den olma 1985 doğumlu Adana-Kozan nüfusuna kayıt ettirilmiş.”
Yine beynim uyuşmuştu. Türçülük, Ülkücülüğün sembol isminin aile kökenindeki isimler içimi ‘cız’ ettirmişti. Boğazıma bir yumruk tıkanmıştı sanki. Yutkunamıyordum. İhtiyar adam anladı. Gözlüklerinin üstünden bana baktı ve ‘Bunlar daha ne ki hele bir dinle’ dedi. Devam etti:
“Aynı ailenin çocuklarının isimleri. Artık gizlenmeye bile gerek duymuyorlar:
SÜREYYA ELSA MİLLER: SAMUEL BERT, Sakine Sema’dan olma. 1986, Adana-Kozan..
RİFAT ORHAN ÇAMURDAN: Mehmet Cihan, AGNES MARİE MADELEİNE’nin çocuğu. Adana-Kozan doğumlu 1980.
SELİNA SAKİNE MİLLER: B una annesinin ismi de konmuş: SAMUEL BERT, Sakine Sema’dan olma. 1992, Adana-Kozan.
SERPİL FETTAHOĞLU’nun ailesindeki Öznur Hanım’a dikkatlice bakarsak bizi çok daha ilginç bir noktaya götürecek.
ÖZNUR FETTAHOĞLU: Mahmut nedim, Emine kızı, 1948, Osmaniye-Hasanbeyli.
Sonra küçük bir kayıt değişikliğini iyi farketmek lazım:
ÖZNUR FETTAHOĞLU: Mahmut nedim, Emine kızı, 1948, Osmaniye-Düziçi!!!
Neden düziçi? Diye soracak olursan, şimdi söyleyeceğim isim bunun cevabı olacak sanırım:
Düziçi Nufus memurluundaki FETTAHOĞLU kayıtlarında Algan soy ismi kimsenin dikkatini çekmez. BAHÇELİ’NİN annesinin yakın akrabası olan bu aileden bir isim yakında yapılacak seçimlerin kaderini belirleyen bir isimdir desem şaşırırmısın…
Şaşır o zaman bak bu kim?
TUFAN ALGAN: Ahmet ve Sultan’dan olma, 1939 Osmaniye Düziçi Nüfus müdürlüğüne kayıtlı.”
Bu tam bir şoktu. Demek TUFAN ALGAN ile DEVLET BAHÇELİ akraba idi. Hem de hiç de uzak olmayan akraba!
İhtiyar durdu, gözlüğünü çıkarıp masaya koydu, elleriyle gözünü oğuşturup:
“Şimdi söyle bakalım başka hangi ülkede, birisi siyasi parti lideri, diğeri Seçim kurulu Başkanı olan iki akraba olabilir. Üstelik bunlardan biri, Yani TUFAN ALGAN, akrabası BAHÇELİ’nin rakiplerini ekarte etti. RECEP TAYYİP ERDOĞAN VE NECMETTİN ERBAKAN’IN seçim yasağı almasında akrabalık bağının hiç etkisi olmadığını kim söyleyebilir. Üstelik karar bir oy fazlasıyla alınmışken ve o fazlalık oy TUFAN ALGAN’a aitken!! Bu seçim dürüst ve namusludur denilebilir mi?”
Artık kafam karman çorman olmuştu. Duyduklarıma inanamıyordum. Allah’tan bunu kimse bilmiyor diye sevindim ilk başta.b Ama bu dürüstçe bir davranış değildi. Hem ailesindeki Ermeniler, Hıristiyanları bilmeyen biz Ülkücü Gençlik bu adamın ardından nasıl hala gidebilirdik ki?
Yaşlı adam devam etmek istedi:
“Biliyorsun Devlet BAHÇELİ’nin annesi, ÖKKEŞ ALP KIRIKKANAT’IN HALASIDIR. Bunu dün sana ayrıntılarıyla anlattım. Hadi şimdi KIRAKKANAT ailesine bir göz atalım.
SANEM KIRIKKANAT: Remzi, İlkin’den olma, 1974, Osmaniye merkez kayıtlı.
Sanem hanımı takip edelim:
SANEM GEÇER: : Remzi, İlkin’den olma, 1974, Osmaniye Merkez kayıtlı.”
“Sus artık, tek kelime duymak istemiyorum!!”
Bağırmıştım… Yaşlı adam tedirgin oldu. Bir an için ona zarar verebileceğimi düşünmüş olacak ki, sandalyeden kalkacakmış gibi doğruldu. Öyle bir niyetim olmadığını belli ettim.
“Çok sağolasın iki gündür anlattıklarında kafamdaki sisleri dağıttın” dedim emekli memura.
Beni kapıdan uğurlarken gülümseyerek:
“Tekrar gel delikanlı. Bu sefer sana DEVLET BAHÇELİ’nin annesi ile AHMET NECDET SEZER’İN karısı arasındaki ilginç zinciri anlatırım. Ermenilerin, Yadudi halkaların bulunduğu zinciri. Kimbilir Belki SEMRA SEZER KÜRÜMOĞLU’nun Ermeni olduğunu ispatlarım sana!”Yine ne saçmalıyordu bu adam, Cumhurbaşkanı’nın karısı Ermeni miydi?
Dönüp tekrar dinleyecektim ama liderimin yıkılan kişiliğinin enkazı altında ezilmişti ruhum. Soruyorum şimdi size, Ermeni dölü bebek katili terörist başı Apo ile Benim Liderim arasında nasıl bir zincir vardı ve ben ne yapmalıyım!!!
İYİCE DÜŞÜNÜP ARAŞTIRALIM!!
saygılar

yazi http://www.atsizcilar.com/forum/devl…-mi-t7895.html alintidir

_________________Doğru veya yalan yorumu size kalmış haberi okuduğum sitenin linki alttadır.

http://www.forzalivorno.org/viewtopi…ef63486872fa71

Ozan Arif in İptal Edilen Kurultay ın Ardından Yaptığı Açıklamalar

Perşembe, 04 Aralık 2008

Ozan Arif çok kızdı!
MHP yönetimini ağır dille eleştiren Ozan Arif, “Türkeş’in vasiyeti” gerekçesinin külliyen yalan olduğunu söyledi.

Ozan Arif, “Böyle pespaye, böyle bir gülünç bir nedenle kurultayı iptal ederek ve buna rahmetli Başbuğ’un ismini karıştırarak Allah’tan korkmadıklarını da gösterdiler. Partiyi de kapatmak isterlerse şaşırmam” dedi.

SELAM SANA ERCİYES
Erciyes seni artık cümle cihan biliyor
Sende olan kurultay zaferi müjdeliyor
Rüzgarından zaferin kokuları geliyor
Es Erciyes rüzgarı Bozkurt’un bağrına es
Selam size Bozkurtlar, selam sana Erciyes
Ozan Arif

TÜRKEŞ’İN YÂDİGÂRI KURULTAYIN İPTAL EDİLMESİNE OZAN ARİF’TEN SERT TEPKİ:

Bu ihanete seyirci kalınamaz
Kurultayın iptalinin,merhum Türkeş’in vasiyeti olduğu uydurmasına hiç kimsenin inanmadığını belirten Ozan Arif, “Ülkücüler, ihanet karşısında bigâne ve seyirci kalamaz” dedi

MHP’nin efsanevi lideri merhum Alparslan Türkeş’in Türk Milliyetçilerine mirası olan Erciyes Zafer Kurultayı’nın iptal edilmesine tepkiler giderek büyüyor. Sanatçı Ozan Arif de, Kayseri’nin Tekir Yaylası’nda düzenlenen kurultayın iptaline sert tepki gösterdi. Erciyes’in fikir babasının, dönemin Kayseri İl Başkanı Cihan Metin olduğunu kaydeden Ozan Arif, “Erciyes Zafer Kurultayı’nı yapmamak için külliyen yalan bir neden ortaya koydular. Rahmetli Başbuğ’un böyle bir vasiyeti olmuş olsaydı her halde en yakınında olanlardan biri olarak ben de duyardım” dedi.

İptal beni çok üzdü
Kurultayın iptal edilmesinin kendisini çok üzdüğünü dile getiren Ozan Arif, şöyle devam etti: “Almanya’da ve Avrupa’nın değişik yerlerinde çalışan bir çok gurbetçi izinlerini bile bu kurultayın tarihlerine göre ayarlıyordu. Türkiye’den binlerce insan buraya geliyor. Rahmetli Alparslan Türkeş, ayağında varis çorabıyla dağa yürüdü. Ayaklarına masaj yaptırır, dizlerini sardırır yine de buraya gider, dağa yürürdü. Bunları yapmış bir insanının 18 Türk Devleti için yapın daha sonra yapmayın diye bir vasiyeti olduğu uydurmasına kim inanır. Bu reddi miras değil, bir ihanettir” dedi.

Yönetim sahip çıkmadı
Mevcut yönetimin Türk kurultaylarına da sahip çıkmamasını da eleştiren Ozan Arif sözlerini şöyle sürdürdü: “Rahmetli Alparslan Türkeş’in bir diğer emaneti de Türk kurultaylarıdır. Mevcut MHP yönetimi bu kurultaylara da sahip çıkmadı. Türkeş, gurbetçilerden para topladı, yine de bu kurultayları yaptı. Sonunda ne oldu, Türk kurultaylarını yapmak kendini Türk değil, Türkiyeli olarak görmek isteyenlere kaldı. Şimdi bu kurultayları onlar düzenliyor. Böyle güzel bir organizasyona bile sahip çıkamadılar”

Devlet Bahçeli’yi suçladı
Yaşanan bu gelişmelerin işaretinin, geçen seneki kurultayda verildiğini ifade ederek, MHP lideri Devlet Bahçeli’yi eleştiren Ozan Arif şunları kaydetti: “Zaten, geçen yıl ki kurultaya gitmeyerek verdiler. Bu kurultaya ben de gidemedim. Çünkü gittiğimiz zaman olanlar belli. Gidenlere neler yaptıkları ortada. Ülkücüler arasında kötü olaylar yaşanmasın diye bizler kurultaya gitmedik. Benim kurultay alanına gidip sahne alıp almamam hiç önemli değil. Ben, kurultay alanında bir köşede oturup o heyecanı yaşamasını da bilirim. Ancak ona da izin vermediler. Erciyes Zafer Kurultayı’nın iptal edileceği sinyalleri aslında 57. Hükümet döneminden bu yana geliyordu. Sanatçılar sahneye çıktığında binlerce insan sahnenin etrafında toplanıyordu. Devlet Bahçeli kürsüye geldiğinde ise insan sayısı azalıyordu. Devlet Bahçeli o yerin kemalini kaldırabilecek bir insan değil.”

İptal nedeni çok gülünç
Kayseri İl Başkanı’nın yaptığı açıklamayla okların gideceği hedefi korumaya çalıştığını belirten Ozan Arif, “Gurbetçiler Kayseri İl Başkanlığı’nı arıyor, ’neden iptal edildi’ diye soruyor aldıkları cevap ise ’Vallahi biz emre uyuyoruz’oluyor. Böyle pespaye, böyle bir gülünç bir nedenle kurultayı iptal ederek ve buna rahmetli Başbuğ’un ismini de karıştırarak Allah’tan korkmadıklarını da gösterdiler. Milletin sabrının tükendiğini görerek, kasaba kurnazlığına kaçıyorlar, bunun için de açıklamayı Kayseri İl Başkanlığı’na yaptırıyorlar” diye konuştu.

Bunlar MHP’yi de kapatır
MHP yönetiminin iki kademeli bir hatanın içerisinde olduğunu ifade eden Ozan Arif, “MHP’nin mevcut yönetimi ilk olarak Ülkücüleri partiden uzaklaştırdı, ikinci olarak ise ’merkezin ortasındayız’ diyerek MHP’nin felsefesini bitirmek istiyor. Devlet Bahçeli geçtiğimiz senelerde ’MHP’nin vizyonu ve misyonu değişti’dedi, bu sözlerin üzerinde kimse durmadı. Yakında ’Başbuğun vasiyeti’ diye partiyi de kapatmak isteyecekler, böyle bir şey olursa şaşırmamak gerekir. Fare deliğinden fil geçirmeye çalışıyorlar. Yeri gelmişken hatırlamakta fayda var; 3 Mayıs Türkçülük Günü’nü de Milliyetçilik Günü diye sulandırdılar ama ona bile doğru düzgün organizasyon gerçekleştirmediler” dedi.

Ülkücüler zulmü affedemez
Felaketin açmadığı gözün kör olmaya mahkum olduğunu ifade eden Ozan Arif “Ayak oyunları ile bir yere gelenlerin ülkücü yüreklerin bir araya gelmesinden korkması kadar doğal bir şey yoktur. Kargadan da bülbül sesi beklemem. Ancak bunun görmeyen Ülkücülere bu bile az, bunu da söylemek isterim. Ülkücü ihanet karşısında bigane ve tarafsız kalamaz. Kendilerine yapılan zulmü affedebilirler, ancak ülkücü harekete yapılan zulmü affedemezler. Vurdumduymazlık, bigânelik, hatta yeri geldiğinde merhamet Ülkücü harekete ihanettir. Hiçbir tepki göstermeyen ülkücü ’Ozan Ülküdaşız’ demesin. Ülkücü hareketi, ülküsüz yüreklere teslim edenler sonradan dizlerini dövmesinler” diye konuştu. Tekir Yaylası’ndaki kurultayın Ülkücülerin yediği atıklardan dolayı çevre kirliliğine yol açmadığını, oraya gelen samimiyetsizlerin çevre kirliliği yarattığını da sözlerine ekleyen Ozan Arif, “Bu kararın tek olumlu yanı bu. Artık, samimiyetsizler çevre kirliliği yaratamayacak. Gerçek Ülkücüler ise kurultaya yine sahip çıkacaklar” dedi.

Erciyes’in destanını yazmıştı
“Erciyes seni artık cümle cihan biliyor
Sende olan kurultay zaferi müjdeliyor
Rüzgarından zaferin kokusu geliyor
Es Erciyes rüzgarı Bozkurt’un bağrına es
Selam size Bozkurtlar, selam sana Erciyes.”

“7’den 70’e bütün yürekler
Tutar nefesini ve O’nu bekler
Ceddin deden diye vurunca mehter
Başbuğ’un meydana girdiği yersin
Kalplerin birlikte vurduğu yersin.”
OZAN ARİF

Türklük ruhunun yaşatıldığı mekandı
Sanatçı Esat Kabaklı da, iptal kararını hiçbir şekilde anlamadığını söyledi. MHP’nin diğer partiler gibi olmadığını, Türk Milliyetçilerinin bir araya getirdiği ruh ile yaşayan bir parti olduğunu söyleyen Kabaklı, “Erciyes Zafer Kurultayı bize Başbuğumuzdan bir emanet, bir hatıraydı. Biz orada toplanarak onun seslenişini, onun gürleyişini yad ediyorduk. Bundan ne istediler. Konuşuyorum bölücü oldun diyorlar, konuşmuyoruz, içimizdeki durmuyor. Biz yine elbette ki MHP’liyiz, ama bizim Erciyes’imizden ne istiyorlar. Anlaşılır gibi değil.
Acı ve garip bir olay” dedi. İnsanların Erciyes’te bir araya gelerek Türklük ruhunu yaşattıklarını ifade eden Kabaklı, “Biz ruhla yaşayan bir partiyiz. Diğerleri gibi iktidara gelip köşe bucak kapalım diyen bir camia değiliz. Erciyes gibi büyük bir kurultayda partimizin tabanı ruh bulur. Bu ruh tüm Türkiye’yi sarar. Biz vatanı, milleti karşılıksız seven bir camiayız. Bunlarda bizim en önemli değerlerimiz. Bu değerler yaşamalı. Şimdi ne olacak? Kocayayla’yı da mı iptal edecekler? Erciyes’in ne suçu var?” diye konuştu.

Türkeş’in fikirleri açısından önemliydi
Aydınlık Türkiye Partisi Genel Başkan Yardımcısı İrfan Topçu, kurultayın Alparslan Türkeş’in fikirleri açısından önem taşıdığını vurguladı. Hiçbir zaman şekli değil, ancak fikri mirasların olabileceğini dile getiren Topçu, “Türkeş’in şekli değil, fikri mirasları söz konusudur. Kendisinin en önemli fikri mirası Türk dünyasının her anlamda muzaffer olmasıydı. Özellikle de Batı karşısında. Dolayısıyla esas miras buydu. Olaya bu açıdan bakıldığında Erciyes Zafer Kurultayı da önemliydi. Biz olayı basından takip ettik. Kararı il başkanlığının aldığı söyleniyor. MHP’nin karar verme yeteneği mi kaybolmuş acaba diye düşünmeden edemedik. MHP’nin içinde hoş olmayan organize bir hareketin olduğu kamuoyu tarafından da uzun zamandan beri seziliyor. Bunlar hoş şeyler değil” diye konuştu.

Geleneklere sahip çıkılmıyor
Ülkü Ocakları eski Üsküdar Bölge Sorumlusu Mehmet Taşdelen, merhum Alparslan Türkeş’in vefatından bu yana 10 yıla yakın bir süredir yaşananların, Milliyetçiliğin bir takım temel taşlarından vazgeçilmesi anlamını taşıdığını ifade etti. Taşdelen, şunları söyledi: “Bununla ilgili bir örnek verecek olursak Türk Dünyası İşbirliği kurultaylarına da sahip çıkılmadı. 10 yılı aşkın bir süredir yani Alparslan Türkeş’in ölümünden bu yana Türk Milliyetçiliğinin önemli geleneklerine sahip çıkılmıyor. Şimdi de Tekir Yaylası’ndaki kurultay iptal edildi. Tekir Yaylası’ndaki kurultay ile Ülkücüler bir araya gelip yılda bir defa da olsa orada siyasal olarak gövde gösterisi yapıyordu. Oysa MHP, teşkilatları ile propaganda yapan bir parti. İstanbul’daki ocak sayısını 3’den 113’e çıkarsınız yüzde 8 oy alırsınız. Ocakları, teşkilatları iyi değerlendirirseniz, kurultaylardan iyi yararlanırsanız o zaman istediğini elde edebilirsiniz. Fikri hareketinizin tabanını genişletirsiniz. Ancak bakıyoruz ki bugün Ülkü Ocakları tasfiye edilme noktasına geldi. İdeolojik olarak da, teşkilat olarak da milliyetçi hareket kayıyor. Öyle bir kayma yaşıyor ki sıra MHP’yi tasfiye etmeye geldi. Bu tür Ülkücülerin bir araya geldiği organizasyonlardan ve programlardan vazgeçerseniz o zaman sizden geriye bir ceset kalır. Bugün yaşanan durum da budur.”

Osman Paşa dan Seçmeler

Pazar, 30 Kasım 2008

OSMAN PAMUKOĞLU’NDAN SEÇMELER

Devlet, beylik demegojilerle geveze bir ihtiyar durumuna düşürülemez. Mülkün esas sahibi olan halk tarafından da başıboş bırakılamaz.
Ey Vatan’dan
Siz ülkenin şerefini koruyun. O sizin geleceğinizi korur.
Ey Vatan’dan
Bir iyileşmeden önce herşey kötü olur.
Ey Vatan’dan
Siz savaşla ilgilenmeyebilirsiniz, savaş sizinle ilgilenir.
Savaş kazananı da yorar.
Ölüm her şeyi eşit yapan doğal sonuçtur.
Ölümden korkmayan ölmez; ölüm kendine koşanları hiçbir zaman vurmaz.
Ölüm korkusu, ölüm acısından daha şiddetlidir.
Ölüm teşkilatının bir anlamı yoktur.
Size yol gösterdim de diyebilirsiniz, ama askeri manada emir vermedim. Kahramanlara emir verilmez.
Hakkari’de yürüttüğümüz mücadele boyunca yaşadıklarımdan sonra, yeryüzünde insanlara ait hiçbir şey artık beni şaşırtamaz. Yazık, çok yazık…
İnsan muharebeyi kazanabilecek tek makinedir. Donatım önemlidir fakat asıl anahtar insandır. Süper silahlar ve düğmeye basılarak yapılan savaşlar hakkındaki düşünce ve konuşmalar beş para etmez bir yığın zırvadan ibarettir. İnsan, tek ve en üstün savaş aracıdır.
Bu dağlarda, vadilerde, gözlerinizin taramadığı, süngünüzün parlamadığı, bombalarınızın yoklamadığı, botlarınızın pençesinin değmediği hiç bir yerin sizin olmadığını bilin.
Analar evlatlarını eskere leş toplatmak için göndermedi. Geberdikleri yerde kalırlar, askere leş toplatmam biz imha eder, geçeriz.
Ben askerime leş toplatmam.
Öldürülen PKK militanlarının fotoğrafını toplu halde çekmek isteyen gazete muhabirine
İran’ı Cengiz Han ve İskender dışında kimse işgal edememiş o da geçicidir. İran enteresan bir devlettir Fars’lar enterasan halktır.
Yolu bilene harita gerekmez. Bilmiyorsan gerektirir.
İnsanın doğası değişmediği sürece olaylar ve şartlar değişmez.
Hayat eylemdir, laf değildir.
Fikir, düşüncede sansür olmamalı, her zaman işbirlikçiler vardır, olacaktır. Onların karşısına onların silahlarıyla çıkacaksınız.
Darbe iktidarın zayıflığındandır, terör iktidarsız iktidardan gelir. Darbe, halk arkanızda olsa darbe yapılabilir mi?
Atıl dumandan şimşek çıkmaz. Milletin üzerinde duman var, devamlı kolaycılık.
Olayları erkene almaya çalışmayın kendi akışında gelir.
Ölüm yaşarken birşey yapmamış olanlar için bir sondur, ama şehit içinse sonsuzluğa giden yolda atılan ilk adımdır.27 Ekim 2007
Vatan sevgisiyle harmanlanmış fedakarlık duygusu, dejenere insanlara basit gelir
Eğer arkandan havlayan köpekler yoksa kurt değilsindir.
Bir internet sitesindekisöyleşisinden… “Tehditler alıyor musunuz?” Sorusuna cevaben.
Ya ölecekler ya da bunlarin hepsi teslim olacaklar…
Gözüpeklik bir hikmettir ve muharebenin en önemli bölümüdür cesaret büyük ölçüde kendine güvendir.
Lider beyinde devrim yapan ve herkesi peşinden sürükleyen fikir ve ruhlar rüzgarıdır.
Her zaman ilk hasım , ilk düşman doğadır. Önce doğayı halledeceksiniz.Doğayla kimse başedemez. Doğa, canlılar adına hükmünü yürütür, son hükmüde ölümdür. Onu icra eder ve bitirir. Doğayla savaşılmaz. Doğayı kendi tarafınıza çekmek istiyorsanız, ona boyun eğeceksiniz.(Kan Uykusu )
Horoz resmi çizilip bu horozdur denmez.Horoz dünyanın her yerinde horozdur
Eldiven giyen kedi fare tutamaz.

Osman Pamukoğlu

Pazar, 30 Kasım 2008

1947 yılında Sinop’un Gerze ilçesinde doğmuştur. Selimiye Askeri Ortaokulu, Kuleli Askeri Lisesi, Kara Harp Okulu, Piyade Okulu, Kara Harp Akademisi, Silahlı Kuvvetler Akademisi ve Milli Güvenlik Akademisi’nde öğrenim yapmıştır. 11 yaşından itibaren 43 yıl üniforma giymiştir. On yıl piyade subayı, 16 yıl kurmay subay olarak, kıta komutanlıkları ve karargah subaylığı görevlerinde bulunmuştur. 1993′de Tuğgeneralliğe terfi etmiş, 1997′de Tümgeneralliğe yükselmiştir. 2002′de Tümgenerallikten emekli olmuştur. 1990-1992′de Edirne-Uzunköprü’de 42′nci Piyade Alay Komutanlığı, 1993-1995′de Hakkari’de Dağ ve Komando Tugayı ve Güvenlik Komutanlığı, 1998-2000′de Kıbrıs’ta 28′nci Mekanize Piyade Tümen Komutanlığı, 2000-2001′de İstanbul’da Piyade Okul Komutanlığı vazifelerini yapmıştır. Osman Pamukoğlu, 1. Dereceden Altın Üstün Cesaret ve Feragat Madalyası, 2 kez Üstün Cesaret ve Feragat Nişanı ve 5 kez Üstün Birlik Yetiştirme Nişanı almıştır. Evli ve iki çocuk babasıdır.

1990-1992 yılları arasında 42.Piyade Alay Komutanlığı, 1993-1995 yıllarında Hakkari Dağ ve Komando Tugayı ve Hakkari Güvenlik Komutanlığı yapmıştir. Hakkari’deki görevi sırasında PKK’ya karşı yapılan en büyük harekât olan Çelik-1 Operasyonu’nu yönetmiştir. Çelik-1 harekatı 19 Mart 1995 günü başlamış ve toplam 37 gün sürmüştür. Operasyona 6 Tugay’dan 35 bin asker ve 10 bin korucu katılmıştır.

Güneydoğu görevinden sonra KKTC Paşaköy’de 28.nci Tümen Komutanlığı’nı üstlendi. 2000- 2001′de Piyade Okul Komutanlığı görevinden sonra 4 Ağustos 2002 yüksek askeri şura tarafından emekli edilmiştir. Pamukoğlu Türk Ordusunda 5 tane Üstün Birlik Yetiştirme Nişanı’na sahip tek kişidir.

12 Eylül İşkenceleri

Pazar, 30 Kasım 2008

Gazeteci Oğuz Güven’in 78 kuşağını anlattığı “Zordur Zorda Gülmek” adlı kitabında insanın kanını donduran işkence yöntemleri anlatılıyor.

12 Eylül 1980 darbesinin öncesi ve sonrasında “78 kuşağı” diye adlandırılan gençlerin yaşadığı trajikomik gerçek öykülerin yer aldığı kitap yeni öykülerle genişliyor.

3. Baskısını yine 12 Eylül’ün yıldönümünde yapan kitapta, bu kez Diyarbakır Cezaevi’nde uygulanan işkence yöntemleri de tüm ayrıntılarıyla anlatılıyor. İşte, Diyarbakır Cezaevi Gerçeğiyle Yüzleşme Araştırma ve Adalet Komisyonu raporundan akıllara durgunluk veren işkence yöntemleri:

FALAKA: Yaygın ve sürekli uygulandı. Ayak tabanı, ellerin içi gibi vücudun kaslı bölümlerine kalas, cop, zincir, saz sapı, pik demir vb. vurularak gerçekleştirilirdi. Bu yöntem, ayak tabanlarını ve el ayalarını patlatır, kaba yerleri ezer, morartır, tırnakları sökerdi. El ayak gibi herhangi bir yeri kırar, sakat bırakırdı.

KÖPEK SALDIRTMA: Tutuklu çırılçıplak soyulur, kurt köpeği üzerine saldırtılırdı. Köpeğin ilk kaptığı yer bacak arası olurdu.

ZlNCİR: 20-25 metre uzunluğundaki zincirin uçları iki tutuklunun boynuna bağlanır, tutuklular sırt sırta verdirilerek ters yönde hızla itilir. Tutuklu tek ayağından zincire bağlanır, bu zincir yüksek bir yere asılır, tutuklu bayılıncaya kadar askıda kalırdı.

GERME: Tutuklunun bir bacağı merdiven kenarlığına bağlanır, diğer bacağı da açık bırakılan koğuşun gözetleme deliğine bağlanıp kapı kapatılır, tutuklunun bacakları koğuş kapısının eni kadar gerilir ve öyle kalırdı. Koşuşturulur, zincir tam gerilince, her iki tutuklu da sırtüstü yere düşerdi.

AYAKTAN ASMA/TEPE: 50-60 kişi havalandırmaya alınırdı. Gardiyan “tepe ol” komutu verince tüm tutuklular üst üste bindikten sonra, bir tutuklu da üst üste yatan tutukluların üstüne çıkar, istiklal Marşı’nın on kıtası okutulurdu.

KULE: Havalandırmaya çıkan tutuklular altı kişilik daire oluştururlardı. Bunların üzerine 3-4 kat olacak biçiminde tutuklular çıkarıldıktan sonra, gardiyanın “yıkıl” komutuyla kule oluşturan tutuklular kendini yere bırakır ve böylece tutukluların değişik yerlerinde kırılma, incinme ve çıkık olurdu.

RANZA ALTI: Gardiyanlar ellerinde kalaslarla koğuşa girip, “ranza altı ol” komutunu verince, koğuşta bulunan tutukluların hepsi ranzaların altına girerdi. Herhangi bir yerlerinin açıkta kalmaması gerekiyordu. Ranzaların altına tüm tutuklular sığmadığı için kiminin eli, kiminin kolu dışarıda kaldığından, gardiyanlar ellerindeki kalaslarla tutukluların dışarıda kalan kısımlarına vurmaya başlardı.

KANTAR: Tutuklular havalandırmada çırılçıplak soyundurulup tek sıra halinde dizilirler, sıranın ön tarafında duran tutuklu sırt üstü yatırılırdı. İkinci tutuklu, yatan tutuklunun testis ve erkeklik organlarından tutarak yukarı kaldırır, tutuklunun kaç kilo geldiğini söylemesi istenirdi. Tüm tutuklular birbirini tartana kadar bu işlem devam ederdi.

KERVAN: Havalandırmada, tutuklular tek sıra dizilir, her tutuklu önündeki tutuklunun sırtına bindirilir, bacakları, altındaki tutuklunun boynundan aşağıya sarkıtılır ve kulaklarından tutması istenirdi. Gardiyanın komutuyla tutuklular yürümeye başlar ve bu işlem tutuklular ayakta duramayacak duruma gelene kadar sürerdi.

SEHPA: Tutuklu gece koğuştan alınıp, koğuş koridorunda gardiyan ve subaylardan mizansen olarak oluşturulan bir mahkemede sorgulanırdı. Mahkeme, tutukluyu idam cezasına çarptırır, ikinci katın merdiven kenarlığına bir ip geçirilip, ipin ucuna tutuklunun boyun kemiğini kırmayacak düzeyde kalın bezden bir ilmik takılır, tutuklunun boynu bu ilmiğe geçirilir ve temsili infaz gerçekleştirilirdi. Tutuklu tam boğulacağı sırada ip açılırdı.

COP SOKMA: Gardiyanlar copu zeytinyağına batırır ve yağlı copu tutuklunun makatına zorla sokardı. Sonra bu copu kendisine ya da bir başka tutukluya yalatırlardı.

ÇEK-ÇEK: Tutuklu çırılçıplak soyundurulur ve erkeklik organına bir ip takılırdı. Gardiyan ipin diğer ucunu alıp hızla koşar, tutuklu da zorunlu olarak gardiyanın peşinden koşar.

LAĞIM SUYUNA SOKMA: Tecrit bölümünün alt katındaki bazı tuvaletlerin delikleri tıkanır. Hücrelerin pisliği ve lağım suları burada biriktirilir, diz boyu kadar oluşturulan pisliğin içine tutuklu atılır ve pislik yedirilirdi.

KiTAP OKUMA: Koğuşta bir tutuklunun eline kitap verilir, tutukluya avazı çıktığı kadar yüksek sesle tek tek sözcükler okutulurken, diğer tutuklular bu sözcükleri tekrarlarlardı. Sabahtan akşama kadar yapılan bu işlem sırasında, tutuklular ayakta durmak zorundaydı.

MARŞ SÖYLETME: Cezaevinde bulunan herkes elli’yi aşkın marşı ezberlemek zorundaydı. Bu marşlar tutukluların ses telleri tahriş oluncaya kadar söyletilirdi.

ÖL DEDİĞİMDE: Tutuklu havalandırmanın orta yerine çıkarılır, hazır ol durumuna geçirilirdi. Gardiyanın “öl” komutuyla tutuklu kaskatı, eklemlerini kırmadan yere düşürülürdü. Bu işlem gardiyanın keyfine göre tekrarlanırdı.

SİGARA İÇİRME: Bunun çok çeşitli yöntemleri vardı. En çok uygulananları şunlardı: Koğuşta kalan tutukluların eline beş adet sigara verilir, sigaraların tümü yakılarak devamlı ağzında tutulurdu. Gardiyanın “çek-bırak” komutuyla sigaralar bitinceye kadar içirilir, sigaralar-filtreleri dahil- tutuklulara yedirilirdi. Bu sırada koğuş pencereleri kapatılır, havasızlık ve dumanla boğulma ortamı yaratılırdı.

BANYO: Tutuklular çırılçıplak soyundurulur ve tek sıra halinde banyoya götürülürdü. Banyoda sabun kullanılmazdı. Hortumla tazyikli su tutukluların üzerine fışkırtılırdı. Daha sonra tutuklular koridora çıkarılır, “Yat-sürün” komutuyla tutuklular yerlerde süründürülerek koğuşlarına götürülürdü.

SAYIM DÜZENİ: Tutuklular günde en az beş kez sayılırdı. Her sayımdan önce, tutuklular sayım düzenine geçer, sayım talimi yaptırılır, yüksek sesle tekmil verilir, rahat-hazır ol ile, çöker kalkarlardı.

GECE NÖBETİ: Geceleri her koğuşta mevcuda göre 2-7 kişiye kadar tutukluya sırayla nöbet tutturulurdu. Nöbet sırasında devriye gezen gardiyanlar, koğuşun mazgal deliğini açar, nöbetçi tutuklunun mazgaldan dışarı elini uzatmasını ister, tutuklunun ellerine cop veya kalasla istediği kadar vururdu.

LOKOMOTİF: Tutuklular havalandırmaya çıkarılır, İki kişi çırılçıplak soyundurulur, bunlardan birisi domalıp iki eliyle diz kapaklarını tutar, diğeri de arkadan bunu kucaklardı. Gardiyanın “uygun adım marş” demesiyle her iki tutuklu havalandırmada dolaşırlar, diğer tutuklular zorunlu olarak bunları izlerdi.

PİSLİK YEDİRME: Her havalandırmanın ortasında bir lağım çukuru vardı. Lağım suları ve insan pislikleri burada toplanırdı. Tutuklulara bu çukurdan avuç avuç pislik alıp yemeleri istenirdi.

İŞEME: Havalandırmada bir tutuklunun yere yatması istenir, diğer tutuklulara, yerde yatan tutuklunun yüzüne işemesi istenirdi..

TECAVÜZ: Cezaevinde görev yapan gardiyanlar, genç tutuklulara merdiven altlarında zorla tecavüz ederlerdi. Ayrıca iki tutuklu çırılçıplak soyundurularak birbirlerine tecavüz etmeleri istenirdi.

HASTANE: Hastanede de cezaevindeki kurallar geçerliydi. Hasta, tuvalete götürülmez, yatakta da hazır ol vaziyetinde yatardı.

VEREM: Veremlilerle, sağlam tutuklular birbirinden tecrit edilmez, aynı kapta yemek zorunda bırakılırdı. Aynı battaniyenin altında yatırılırlardı. Veremlilerin balgamları tahlil yapılacak bahanesiyle toplanır, karavanadaki yemeklere karıştırılır ve bu yemekler tüm tutuklulara yedirilirdi.

AYAKTA BEKLETME: Bu yöntem cezaevinde her gün geçerliydi. Sabah saat 05′den akşam 17-19′a kadar tutukluların oturması yasaktı.

KONUŞMA YASAĞI: Koğuş içindeki iki kişinin birbiriyle konuşması, tutuklunun gülmesi ve düşünür gibi görünmesi yasaktı. Böyle bir suçu işleyen tutuklulara yukarıdaki işkence yöntemleri uygulanırdı.

GECE BASKINI: Nöbetçi subay ve gardiyanlar, gece geç saatte tutukluların koğuşuna girerek, uyku sırasında tutuklulara cop veya kalaslarla dayak atarlardı.

AVUKAT-ZİYARET DAYAĞI: Avukat görüşmesine ve diğer görüşmelere gidip gelirken tutuklulara dayak atılırdı. Görüşlerde hiçbir şey konuşulmaması tembih edilirdi. Tutuklular avukatlarıyla savunma konusunda görüş alışverişinde bulunamazlardı.

MAHKEME DAYAĞI: Tutuklular mahkemeye götürülürken cenaze arabasına bindirilirlerdi. Elleri arkadan kelepçeli olurdu. Cenaze arabasına binerken ve çıkarken gardiyanlar tarafından dövülürlerdi

Apo yu İdamdan Bahçeli Kurtardı

Pazar, 30 Kasım 2008

Bahçeli’nin eski sağ kolu: BAHÇELİ ‘EVET’ DESEYDİ PKK BİTMİŞTİ

Partisinin dünkü toplantısında terörle mücadele konusunda hükümete yüklenen MHP Lideri Bahçeli’ye, MHP’li eski Bakan Öksüz’den şu şok cevap geldi: “Apo’yu asacağım diye iktidara gelip, terörist başını idamdan alan Bahçeli’dir…”

BUGÜNKÜ TABLO KİMİN ESERİ?
ANASOL-M döneminde MHP’den Ulaştırma Bakanlığı yapan Enis Öksüz’den MHP Lideri Devlet Bahçeli’ye sert tepki geldi. Devlet Bahçeli’nin Başbakan Yardımcısı olduğu ANASOL-M iktidarı döneminde, kaçacak deliği kalmayan terörist başı Abdullah Öcalan’ın ipten alındığını belirterek, “Bugünkü tablo kimin eseri?” diye sordu.

“ALLAH BİRDİR DESE İNANMAM”
Enis Öksüz, Bahçeli’ye yüklenerek, şunları kaydetti: “Allah’ın bir olduğuna inanmasam, Devlet Bahçeli’nin ‘Allah birdir’ sözüne bile inanmayacağım. Böyle birisi çünkü. Bugün ‘bir’ dediğine yarın ‘iki’ der. Apo’yu asacağım diye iktidara gelip, terörist başını idamdan alan Bahçeli’dir.. ANASOL-M döneminde PKK’ya karşı alınacak tedbirleri engelleyen Bahçeli’dir.. Banka hortumcularına af çıkartan Bahçeli’dir.. Hırsızları kollayan Bahçeli’dir. Bugün şehidler üzerinden siyaset yapan da Bahçeli’dir. Adama sormazlar mı ‘İktidarda iken sen ne yaptın?..’ diye.”

‘ASMAMAK’ ŞARTIYLA TESLİM ALINDI
Yüreklerimizi yakan şehidler üzerinden siyaset yapmakla eleştirdiği MHP Lideri Bahçeli’ye yönelik tepkilerini sürdüren Öksüz, “Şimdi ne konuşuyorlar? MHP, PKK’yı önleyecek, yok edecek tedbirleri zamanında aldı mı? Aksine, alınacak tedbirlerin alınmasına da mani oldu. Türkiye, terörist başını dünyaya sığmaz hale getirmişti. Ne İtalya’da durabiliyordu, ne Rusya’da durabiliyordu. Kongo’ya kadar gitmişti. Dünya dar edilmişti adama. Terörist başını alsak da gerekli hukuku uygulayacaktık, almasak da gerekli hukuku uygulayacaktık. Ama ne yapıldı, ‘asmamak’ kaydıyla teslim alındı terörist başı.

BAHÇELİ ÖCALAN’I İPTEN ALDI
MHP ne yaptı, hesap sordu mu ortaklarından? Yargıladıktan sonra idam kararı vermişsen, bunu Meclis’e gönderecektin. Bu da yapılmadı. Neden göndermedin, cevap ver. Ardından idam cezası kaldırıldı. Komisyondan üyelerini çekti MHP. Dolaylı yoldan idam cezasının kaldırılmasına da yardımcı oldu Bahçeli. Neticede terörist başı ipten alındı. Hiçbir yerde barınamayacak duruma gelmiş olan terörist başı, Türkiye’de adeta bugün koruma altında. Bugün şehidler üzerinden siyaset yapan adama sormazlar mı ‘Bu kimin eseri, iktidarda iken sen ne yaptın?..’ diye” sordu.

kaynak:enis öksüz(kendi bakanı)