Balıkların Hızları

13 Aralık 2008

Mandagöz mercan balığı 2 km/s
Dikence balığı 10.9 km/s
Tatlı su kayabalığı 11.2 km/s
Yılanbalığı 12 km/s
Sazan 12.2 km/s
Barbunya 12.8 km/s
Sazancık 13.1 km/s
Sarıbalık 14.9 km/s
Kızılkanat 16 km/s
Tatlı su levreği 16.4 km/s
Bıyıklı bayık 17.7 km/s
Levrek 19.3 km/s
Turna balığı 32.9 km/s
Alabalık 37 km/s
Som balığı 40.2 km/s
Pamuk balığı 42.6 km/s
Tarpon 56.3 km/s
Uçan balık 56.3 km/s
Ton (Orkinoz) 70.8 km/s
Kılıç balığı 96.5 km/s
Yelken balığı 96.5 km/s

Balıkların hızlarını vücut biçimleri etkiler. Sazan ve sarıbalık gibi yavaş haraket eden balıklarda yüzgeçler sırtın ortasındadır. Turna balığı ve yelken balığı gibi daha hızlı haraket eden balıklarda yüzgeçler vücutlarının iyice gerisindedir.

alıntı

AMATÖR BALIKÇILIK

13 Aralık 2008

Amatör balıkçılık eğlenceli, dinlendirici, doğayı ve doğal yaşamı yakından tanımak açısından son derece faydalı bir spordur.

Günümüzde yoğun tempoda çalışma ve birtakım olumsuzlukların neden olduğu aşırı stresten arınmak için son derece etkin bir uğraştır.Özellikle balık oltaya vurmaya başladığında yoğun konsantrasyon ve dikkat nedeniyle de son derecede rahatlatıcı özelliğe haizdir.

Kıyı balıkçılığıyla boş zamanlarını değerlendiren amatör balıkçılar hem güzel bir spor yapmış, hem de temiz hava alarak sağlıklarını korumus olurlar. Sahilin tatlı serinliği ve mücadele duygusu kişiye bedensel ve zihinsel yorgunluğunu giderme olanağı da sağlar. Deniz, göl, ırmak gibi su kaynaklarına yakın yerleşim birimlerinde yaşayan herkes bu faaliyete kolaylıkla katılabilir.

Amatör balıkçılık , bu iş için kullanılan av malzemelerinin kolayca bulunabilmesi, pahalı olmaması ve meraklılarınca kolayca yapılabilmesi nedeniylede ekonomik külfet getirmeyen herkesin uğraş verebileceği bir faaliyettir.

Amatör balıkçılık yazılı olmayan kurallar içermektedir. Amatör balıkçılar her zaman birbirlerinin dostudur. Avcılık sırasında kazandıkları deneyimleri, buldukları yeni yöntemleri, verimli av yerleri hakkında bilgileri her amatör balıkçı, bir başkası ile paylaşmalıdır. Bu şekilde kendisi de yeni yöntemler öğrenme, deneyimler elde etme fırsatı bulacaktır.
Balık avlama, kesinlikle balık öldürme değildir.Her amatör balıkçı balıklara karşı derin bir sevgi duymalıdır.Yenmeyecek kadar küçük, ya da sofra için elverişsiz balıklar oltaya takıldıkları zaman fazla zedelemeden iğneden kurtarılmalı ve özenle yeniden suya bırakılmalıdır.Böylece hem canlı bir varlığa gereksiz acı çektirmemiş, hem de doğanın dengesine zarar vermemiş oluruz.

alıntı

ÇİPURA AVCILIĞI

13 Aralık 2008


Vücut boyu, eninden daha uzun ve oldukça yüksektir. Ön operkulum pulsuzdur. Her iki çenede, önde 4–6 kanin diş ve bunların arkasında 2–4 sıra diş vardır. Renk gümüşi grimsidir. Lateral çizginin orijininde geniş koyu benekler vardır. Operkulumun üst parçasının hemen üstüne gelen bölümde kızıllaşmış bir alan vardır. Altın renkli çizgiler özellikle yetişkinlerde iki koyu çizgi tarafından sınırlanmış olarak önden arkaya doğru boydan boya uzanır. Dorsal yüzgecin ortasında siyah bir hat yüzgecin uzunluğu boyunca uzanır.
Sahile yakın bölgelerde, kumlu dipte posidonya çayırlarının üzerinde, dalgaların kırıldığı bölgelerde bulunurlar. Yavru bireyler 30 metreye, erişkin bireyler ise 150 metre derinliğe kadar dağılım gösterirler. Bir bölgede yerleşik olarak, tek başlarına veya küçük gruplar halinde bulunurlar. Genellikle Mollusc’lar, Crustaceans’ler ve balıklar ile beslenirler. Üreme Ekim ayı ile Aralık ayı arasında gerçekleşir. 1–2 yaşına kadar erkek, 2-3 yaşından sonra dişi olma özelliğini gösteririler.
Yaygın olarak Akdeniz ve Ege’de bulunurlar. Çok az miktarda Karadeniz’de vardır.
OLTA İLE AVCILIĞI
Çipura balığı Eylül ayından itibaren kıyı sulara üremek için yaklaşmaya başlar. Bu aydan itibaren Ocak ayına kadar bu sularda yoğun bir şekilde av verir. Avcılık akşam güneş batarken
ve sabah gün doğarken daha verimli olmaktadır.
Çipura için yapılmış özel bir olta takımı yoktur. İğne numarası olarak 1–3 numara çapraz uzun veya kısa saplı iğneler tercih edilir. Kullanılan misina kalınlıkları sırasıyla; köstekler 0.35mm ara beden 0.40mm. Ve ana beden ise 0.50mm. Misinadan tercih edilir. Olta ile avcılıkta en çok kullanılan yem sardalya, mamun, teke, boru kurdu ve yengeçtir.
Oltacıların en sevdiği balıklardandır. Çupra avcılığı özellikle Egede bir sanat gibi algılanır. Çupra avlamayı öğrenen bir avcı hassasiyeti ve sesizliği öğrenmiş demektir. 100- 150 gr civarında olanlarına lidaki denir. Akdenizdeki adı ise mendiktir. 250 gr dan sonra çupra olarak anılır ve 5-7 kg ağırlığa kadar ulaşabilirler. Bu boylarda olanları alyanak olarak anılır.
Nerelerde Bulunur:
Taşlık kayalık diplerde yaşarlar. Sabahları kıyılara sokulur; öğlenleri 10-20 metre arası derinliklere çekilirler. İrileştikçe daha derin sulara çekilirler. Göçmen olarak yaşadıkları gibi aynı bölgede sabit olarak Yaşayanları da vardır. Göç sırasında derin sular dan geçerler. Çupra ustaları balığın ne zaman hangi sulardan geçeceğini bilir ve her sene o sularda avlanırlar.
Beslenmesi ve Yemleri:
Balıklardan ziyade küçük deniz canlıları ile beslenirler. Karides, teke, mamun, yengeç yavrusu, sülinez, midye ve dilimlenmiş sardalye ya da hamsi kullanılabilir.
Avcılığı:
Çupra çok dikkatli ve tedirgin bir balıktır. Yeme hemen saldırmaz, iyice kontrol edip emin olduktan sonra küçük darbeler vurmaya başlar. Sanki oltaya küçük balık vuruyormuş hissi verir. Bu sırada takımı hiç oynatmadan beklemek gerekir. Darbeler sıklaşmaya ve şiddetli vuruşlar almaya başlayınca artık balığın oltada olduğu anlaşılır. Kısa ve sert bir tasma ile iğne damağa oturtulur ve boşluk vermeden çekilir. Çupra tekneye alınana kadar kafa darbelerini kesmez. Tekneye alınırken kepçe kullanılması tercih edilir.
Eğer avlanılan noktada fazla gürültü yapılmaz ve ilk balık da sakince alınabilirse,
sonraki balıkların yemi fazla yoklamadan ani vuruşlarla oltaya geldiği görülür.
Çok kuvvetli bir çene yapısına sahiptir. Midye ve diğer deniz canlılarını rahatlıkla kırıp yer. Bunun için kullanılan iğnenin çelik dövme veya fazla büyük olmayan kalın yapılı olması gerekir. Misinayı kesmekten ziyade koparma ve iğneyi kırma olasılığının olduğu göz önünde bulundurulmalıdır.
Avlanılan bölgede çupranın varlığı kesin olarak biliniyorsa yem olarak yengeç yavrusu kullanılmalıdır. Diğer balıklar bu yeme dokunamadığından meydan çipuraya kalacak ve şansınız artacaktır. Sığ ve hafif akıntılı sularda zoka ile, derin sularda ise sarkıtma olta ile avlanılır.
Beden 0.40 misinadan yapılır. Beden ucuna 1/0 fırdöndü bağlanır. 0.30 misina ucuna kasa gözü düğümü yapılıp fırdöndünün diğer gözüne takılır. Bir karış sonra 10 cm lik bir köstek eklenir. 15 cm ara ile iki köstek daha eklenir. Üçüncü köstekten 25 cm sonra 20 cm uzunlukta bir köstek daha eklenir. İğneler 2300, 2297 ya da 2310 model 11–15 no arası olarak seçilir. Bölge balığının iriliğine göre misina kalınlıkları ayarlanmalıdır.
alıntı

Bahçeli İle İlgili Bir İddaa

04 Aralık 2008
mailden geldi valla demiş ki:
Aşağıdaki yazı bir alıntıdır.
Üstelik Türkçü bir siteden.
Bu bizi fazla ilgilenbirmiyor.
Ancak bizi ilgilendiren, Ermenice olarak verilen ad ve soyların bazıları Çerkesler’le ilgili.
Buyrun beraber okuyalım.

Devlet Bahçeli kim!?

Devlet bahçeli iktidar olmak için değil MHP’yi kontrol altında tutmak için var.

Alın size devlet bahçeli ile ilgili iddaları!!!kesinlikle provakasyon değil,

Sevgili Ülküdaşlarım.. Şimdi yazacaklarıma eminim inanamayacaksınız. Çünkü ben de ilk duyduğumda inanamamıştım. Adana Nüfus Müdürlüğü’nden emekli olan bir uzak akrabamı yaptığım ziyarette, Devlet BAHÇELİ ve ailesi hakkında inanılmaz şeyler söylemişti. O zaman son derece safkan bir ülkücü olan ben, bütün bunları peşinen reddetmiş ve o nüfus memuruna, -bir şey yapamazdım çünkü yaşını başını almış olgun biriydi- sert çıkıp, ülkücü harekete düşman olduğunu, bu tür uydurma şeyleri ulu orta yerde söylememesi gerektiğini ifade etmiştim. Adamın dedikleri yenilir yutulur şeyler değildi. Ancak bir süre sonra tekrar karşılaştığımızda, ileri sürdüğü iddaaların kanıtlarının artık elinde olduğunu eğer onunla beraber evlerine gidersem bana teker teker kanıtlayacağını söylemişti. Adamın iddiasına göre BAHÇELİ ailesi çok karışık bir nesebe sahipti. Ailesinden ERMENİ’den YAHUDİ’ye kadar bir çok soy karışımı olmuştu… Merakımı yenemedim ve adamla beraber evlerine gittim.
Sonra gördüklerime inanamadım. Eminim siz de inamamayacaksınız.
‘Şimdi okuyacaklarımı inanılmaz bulacaksını ama dediklerimde haklı olduğumu anlayacaksın’ dedi yaşlı nüfus memuru. Yüzüne anlamsız ifadelerle baktım. Hala bu herifin Ülkücü Harekete bir kastının olduğuna inanıyor ve attığı iftiraya karşı doyurucu açıklama yapamazsa bizzat cezasını ben kendi elimle orada verecektim.
Bir tomar silik fotokopi kağıdı çıkardı adam. Masaya geçip yanına oturmamı söyledi… Eline aldığı belgeleri sakin sakin inceleyip mırıldanarak konuştuktan sonra hepsini kendince alt alta sıraladı. Ve hazır olduğunu ifade eden bir işaret yaptı. Başlıyordu anlatmaya.

DUYDUKLARIMA İNANAMIYORUM

‘Bak evlat’ dedi, “Devlet BAHÇELİ; Salih ve Samiye oğlu 1948 Osmaniye-Hasanbeyli nüfusuna kayıtlı.”
Bunda şaşıracak bir şey yoktu, genel başkanımızın doğum bilgilerini MHP’nin tüm arşivlerinde bulmak mümkündü. Tatmin olmayan gözlerle baktım adama. Devam etti:
“Anne Samiye BAHÇELİ… Ökkeş ve Melek kızı. 1341 Osmaniye-Hasanbeyli nüfusuna kayıtlı. Samiye hanımın kızlık Soyadı KIRIKKANAT… Osmaniye Merkez nüfusuna kayıtlıymış. Annesi Melek Hanım: Melek KIRIKKANAT: Hacı Hüseyin ve Melek kızı. 1318 Osmaniye – Merkez nüfusuna kayıtlı.”
Sabrım tükeniyordu. Bu rakamlar ve yıllar hiç bir anlam ifade etmiyordu. Yani, annesinin ve anne annesinin kızlık soyadlarını bilmek marifet değildi ki?
Yaşlı adamın susacağı yoktu.
“Şimdi dedesine bakalım” dedi yaşlı adam:
“Ökkeş KIRIKKANAT: Halil-Emiş’ten olma Osmaniye Merkez kayıtlı.”
“Ve bu kısım tamam, acele etme evlat sakin ol ve dikkatini dağıtmadan beni dinle”
Ama benim sabrım kalmamıştı:
“Şimdi sıra babasının soy kütüğünü takip etmekte” diyerek alttaki kağıdı çekti ve okumaya başladı:
“Baba Salih BAHÇELİ: Turan ve Ayşe’den olma. 1320 Osmaniye-Hasanbeyli nüfusu.
Dikkatini şimdi çekerim, dedesinin soy ismine dikkat et:
Yani babaennesinin babasının soyundan Dede Turan SOYLU: Ahmet ve Raziye’den olma 1278 Osmaniye Merkezine kayıtlı. Yani BAHÇELİ ailesinde SOYLU soyismine rastlarsak şaşırmayalım ve devam edelim.
Yeğen Ülker BAHÇELİ: Turan ve Muhterem’den olma. 1958 Osmaniye-Hasanbetli nüfusuna kayıtlı.
Ülker hanım evlenince soyismi ÇERÇİ oluyor.
Ve karışıklık başlıyor:
Lyudmyla ÇERÇİ: Mikola, Tetyana’dan olma. 1977 Osmaniye Merkez’e kayıtlı.”
İşte buna inanmam mümkün değildi. Ancak ihtiyarın elinde tuttuğu kütük fotokopisinde her şey kayıtlıydı. Devlet BAHÇELİ’nin yeğenleri ERMENİ olamazdı, bunana inanmam çok zordu… Hatta ağırıma gitmişti. Nüfus memurunun yüzüne ters ters baktım ama onun susacağı yoktu.
“İstersen Anne tarafını takip edelim biraz da:
Nezihat SOYLU: Süleyman ve Fatma’dan olma, 1941 Osmaniye Merkez kayıt.
Nezihat hanım evlenince soy ismi ne oluyor dersin:?”
Yaşlı adamın suratına “nerden bileceğim” sorusunu sorarmış gibi baktım. Cevabı hazırdı:
“BOZDUĞAN… bak Nezihat BOZDUĞAN’ın kaydı işte burada:
Nezihat BOZDUĞAN: Anne adı: Fatma, baba adı: Süleyman. Doğum tarihi: 1941… İşte Osmaniye Merkez’deki nüfus kaydı.” Sustu yaşlı adam, bir sigara yaktı. Sanki çok önemli bir şey açıklar gibi canımı yakan cümleleri kullanmaya başladı:
“Coron Catherine BOZDUĞAN kimdir dersin? Robert ve Hilda’dan olma 1969 doğumlu Osmaniye Merkez nüfusuna kayıtlı?…”
Cevabını bilmediğim bir soruydu. Robert, Hilda, Catherine… Bunlar ancak Kemal DERVİŞ’in soy kütüğü olabilirdi. Liderimle ne ilgisi vardı ki?
“Moda tabirle Devlet Bahçeli’nin kuzen çocukları bunlar delikanlı. Dikkatini çekerim, kuzenleri büyük ülkücü, Türkçü liderinin!”
susmak bilmiyordu adam:
“Bu Catharine hanım sonra Ufuk Beyle evlendi. Ve Cem isminde bir çocukları oldu. 2001 yılında hem de.” Altlardan bir kağıt çekti.
“İşte bak onun kaydını da buldurdum bizim emektar dostlardan. O günün doğum tutanaklarında bir BOZDUĞAN daha vardı delikanlı. Sıla BOZDUĞAN., Ama ilk adı ELVİN konulmuştu çocuğun. O da 2001 doğumlu ve Osmaniye Merkez kayıtlı.”
Nefesim tıkanmış, sesim kısılmıştı sanki. Neler saçmalıyordu bu adam. Ama ben istemiştim ve o da susmak bilmiyordu:

“Hadi anne tarafının izini sürmeye devam edelim. Biliyorsun Devlet bahçeli’nin annesinin kızlık soyadı KIRIKKANAT. İstersen Osmaniye Merkez’deki akrabalarına bir bakalım.
İşte bak Süheyla hanım Mesela. Süheyla KIRIKKANAT; İsmail ve Cemile’den olma 1949 doğumlu Süheyla Hanımdan. Süheyla Hanım sonra Hatay’a aktarmış kaydı. Reyhanlı Nüfus memurluğunu araştırırsan, Süheyla Hanım’ın gerçek soy isminin HIZAL olduğunu göreceksin. Ve bu ailenin çocuklarına koydukları isimlere bakalım:
Guse Selis HIZALl; Mehmet Fırat ve Seyhan Sönmez görünüyor ebeveyn.
Enver Jan HIZAL. Nadiye ve Fırat’ın iki yaşındaki oğulları. Yine Hatay Reyhanlı nüfusuna kayıt ettirmişler.”
Beynim kitlenmişti artık. Yaşlı adama durmasını söyledim. Bana bakıp gülümsedi, ‘İnanmıyordun ama bak görüyorsun’ dedi. Kağıtları bir tarafa bırakıp bana çay getirdi. Sonra oturup devam etti.
“Bu HIZAL ailesinde Sabiha hanım önemli bir isim. 1941 doğumlu, İslam bey ve Hava Hanımdan olma. Ne güzel isimler değil mi? tam müslüman gibi. Bak bakalım Sabiha Hanım’ın soy ismi neye dönüşüyor: Sabiha APİŞ!!!
Hadi şimdi bu Apiş’lerin peşine düşelim bakalım bizi nereye çıkaracak…
Meryem APİŞ; Ahmet Bekir, Faize, 1949, Hatay-Reyhanlı..
Meryem Hanım’ın da soy ismi değişiyor, ŞAPSO oluyor.
MERYEM ŞAPSO: Ahmet Bekir, Faize, 1949, Hatay-Reyhanlı..
Bak şimdi bu ŞAPSO ailesi nasıl dönüp dolaşıp bahçeli’nin anne tarafının bir kolu olan BOZDUĞAN’lar ile birleşecek. Dümdüz okuyorum dikkatle dinle:
Aysun ŞAPSO: Ali Hikmet ve Elmas’tan olma, 1960 doğumlu, Hatay-merkez
Aysun SAVAŞ: Ali Hikmet ve Elmas’tan olma, 1960 doğumlu, ama kütük değişiyor bu sefer; Balıkesir-Manyas nüfus Müdürlüğü’ne kayıtlı.
Evlilik filan değixl üstelik. İçinden çıkılmaz bir durum, çünkü Aysun hanımın ablası Hülya hanımın soy ismi evlenene kadar SAVAŞ, sonra ALTUNDAĞ oluyor.
Bak sen de gör:
Hülya SAVAŞ: Ali Hikmet, Elmas, 1955 Balıkesir-Manyas.
Hülya ALTUNDAĞ: Ali Hikmet, Elmas, 1955, Mardin Ömerli’ye kayıtlı.
İstersen burada kütük bilgilerini detaylandırayım. Çünkü şimdi lazım olacak. Hülya Hanım’ın cilt no’su: 2, Hane No’su: 81.
Aynı cilt ve hane numarasında bir başka isim söyliyeceğim sana, yine Mardin Ömerli’den…
Hikmet ALTUNDAĞ: Hıdır, Sabiha, 1952, Mardin Ömerli kayıtlı.
Bu Hikmet ALTUNDAĞ soy isminde küçük bir değişiklik yapıyor sonra: ALTUNDAĞ iken ALTINDAĞ oluyor. Ve bu iki soy isim sonra birleşiyor BAHÇELİ VE ALTINDAĞ’lar yani..
İşte böyle ilginç bir çember üzerinde geziniyor Devlet BAHÇELİ’nin kökeni evlat!”
Yorulmuştum ve kafam karışmıştı. Açıkçası daha dinlediklerimi tam sindirmeden yeni isimlere hazmedemezdim. İzin istedim, bana nereye gittiğimi sordu, daha anlatacakları varmış. Ertesi gün geleceğime söz verip ayrıldım. Sizi bilmem ama ben şok olmuştum, gece boyu böylesi bir mutlak davanın liderinin bu kadar karışık bir aileden gelmesini içime sindirememeye başlamıştım. Nasıl olur Devlet BAHÇELİ’NİN YEĞENLERİ DENEBİLECEK İNSANLARIN NEREDEYSE TAMAMI Ermeni ya da Hıristiyan isimleri alabiliyordu.???

ERTESİ GÜN YAŞADIĞIM ŞOK DAHA DA BÜYÜDÜ!

Yine emekli nüfus memurunun gecekondu mahallesindeki evinin kapısındaydım. Dünkü gerilimli saatlerden sonra bu sefer beni güleryüzle karşıladı. Belli ki hazırlık yapmıştı. Hemen masaya geçtik ve anlatmaya başladı:
“Bugünkülere hiç inanmayacaksın belki ama madem başladık anlatıp bitireyim. Amca kızına bakalım:
SERPİL BAHÇELİ: Salih; Saniye’den olma 1946 Osmaniye-Hasanbeyli’ye kayıtlı.
Serpil hanım’ın yeri soy ismi nedir biliyor musun: FETTAHOĞLU!
Bu FETTAHOĞLU ailesinde AKSAY VE ÇANGA soyadları önemli. Bak şimdi bu zincir bizi nereye çıkaracak:

AYŞE NEZİHE ÇANGA: Mustafa ve Fatma’dan olma, 1936 Adano-kozan nüfusuna kayıtlı. Nezihe hanım’ın esas soy ismi ÇAMURDANOĞLU. Hatta sonra OĞLU kısmın çıkartıyorlar sadece ÇAMURDAN kalıyor. Al bakalım sana bir kaç tane aynı kütüğe kayıtlı ÇAMURDAN soy isimli kişi:
DERYA ERİKE ÇAMURDANOĞLU: Mustafa Ökkeş ve Ayşe Aysel’den olma 1957 doğumlu. Adana-kozan nüfusu.
ANİTA Deniz ÇAMURDANOĞLU: Gürkaynak ve ERİKA’dan olma. 1959. yine Adana-Kozan.
AGNES MARİA MAGDELENE ÇAMURDAN: FRANCOUİS JEAN PİERRE VE MARİE LOUİSSE CHARLOTTE ADREA’dan olma, Adana-Kozan nüfusuna kayıtlı.
Selçuk Emre ÇAMURDAN: Mehmet Cihan ve AGNES MARİE MADELEİNE’den olma 1985 doğumlu Adana-Kozan nüfusuna kayıt ettirilmiş.”
Yine beynim uyuşmuştu. Türçülük, Ülkücülüğün sembol isminin aile kökenindeki isimler içimi ‘cız’ ettirmişti. Boğazıma bir yumruk tıkanmıştı sanki. Yutkunamıyordum. İhtiyar adam anladı. Gözlüklerinin üstünden bana baktı ve ‘Bunlar daha ne ki hele bir dinle’ dedi. Devam etti:
“Aynı ailenin çocuklarının isimleri. Artık gizlenmeye bile gerek duymuyorlar:
SÜREYYA ELSA MİLLER: SAMUEL BERT, Sakine Sema’dan olma. 1986, Adana-Kozan..
RİFAT ORHAN ÇAMURDAN: Mehmet Cihan, AGNES MARİE MADELEİNE’nin çocuğu. Adana-Kozan doğumlu 1980.
SELİNA SAKİNE MİLLER: B una annesinin ismi de konmuş: SAMUEL BERT, Sakine Sema’dan olma. 1992, Adana-Kozan.
SERPİL FETTAHOĞLU’nun ailesindeki Öznur Hanım’a dikkatlice bakarsak bizi çok daha ilginç bir noktaya götürecek.
ÖZNUR FETTAHOĞLU: Mahmut nedim, Emine kızı, 1948, Osmaniye-Hasanbeyli.
Sonra küçük bir kayıt değişikliğini iyi farketmek lazım:
ÖZNUR FETTAHOĞLU: Mahmut nedim, Emine kızı, 1948, Osmaniye-Düziçi!!!
Neden düziçi? Diye soracak olursan, şimdi söyleyeceğim isim bunun cevabı olacak sanırım:
Düziçi Nufus memurluundaki FETTAHOĞLU kayıtlarında Algan soy ismi kimsenin dikkatini çekmez. BAHÇELİ’NİN annesinin yakın akrabası olan bu aileden bir isim yakında yapılacak seçimlerin kaderini belirleyen bir isimdir desem şaşırırmısın…
Şaşır o zaman bak bu kim?
TUFAN ALGAN: Ahmet ve Sultan’dan olma, 1939 Osmaniye Düziçi Nüfus müdürlüğüne kayıtlı.”
Bu tam bir şoktu. Demek TUFAN ALGAN ile DEVLET BAHÇELİ akraba idi. Hem de hiç de uzak olmayan akraba!
İhtiyar durdu, gözlüğünü çıkarıp masaya koydu, elleriyle gözünü oğuşturup:
“Şimdi söyle bakalım başka hangi ülkede, birisi siyasi parti lideri, diğeri Seçim kurulu Başkanı olan iki akraba olabilir. Üstelik bunlardan biri, Yani TUFAN ALGAN, akrabası BAHÇELİ’nin rakiplerini ekarte etti. RECEP TAYYİP ERDOĞAN VE NECMETTİN ERBAKAN’IN seçim yasağı almasında akrabalık bağının hiç etkisi olmadığını kim söyleyebilir. Üstelik karar bir oy fazlasıyla alınmışken ve o fazlalık oy TUFAN ALGAN’a aitken!! Bu seçim dürüst ve namusludur denilebilir mi?”
Artık kafam karman çorman olmuştu. Duyduklarıma inanamıyordum. Allah’tan bunu kimse bilmiyor diye sevindim ilk başta.b Ama bu dürüstçe bir davranış değildi. Hem ailesindeki Ermeniler, Hıristiyanları bilmeyen biz Ülkücü Gençlik bu adamın ardından nasıl hala gidebilirdik ki?
Yaşlı adam devam etmek istedi:
“Biliyorsun Devlet BAHÇELİ’nin annesi, ÖKKEŞ ALP KIRIKKANAT’IN HALASIDIR. Bunu dün sana ayrıntılarıyla anlattım. Hadi şimdi KIRAKKANAT ailesine bir göz atalım.
SANEM KIRIKKANAT: Remzi, İlkin’den olma, 1974, Osmaniye merkez kayıtlı.
Sanem hanımı takip edelim:
SANEM GEÇER: : Remzi, İlkin’den olma, 1974, Osmaniye Merkez kayıtlı.”
“Sus artık, tek kelime duymak istemiyorum!!”
Bağırmıştım… Yaşlı adam tedirgin oldu. Bir an için ona zarar verebileceğimi düşünmüş olacak ki, sandalyeden kalkacakmış gibi doğruldu. Öyle bir niyetim olmadığını belli ettim.
“Çok sağolasın iki gündür anlattıklarında kafamdaki sisleri dağıttın” dedim emekli memura.
Beni kapıdan uğurlarken gülümseyerek:
“Tekrar gel delikanlı. Bu sefer sana DEVLET BAHÇELİ’nin annesi ile AHMET NECDET SEZER’İN karısı arasındaki ilginç zinciri anlatırım. Ermenilerin, Yadudi halkaların bulunduğu zinciri. Kimbilir Belki SEMRA SEZER KÜRÜMOĞLU’nun Ermeni olduğunu ispatlarım sana!”Yine ne saçmalıyordu bu adam, Cumhurbaşkanı’nın karısı Ermeni miydi?
Dönüp tekrar dinleyecektim ama liderimin yıkılan kişiliğinin enkazı altında ezilmişti ruhum. Soruyorum şimdi size, Ermeni dölü bebek katili terörist başı Apo ile Benim Liderim arasında nasıl bir zincir vardı ve ben ne yapmalıyım!!!
İYİCE DÜŞÜNÜP ARAŞTIRALIM!!
saygılar

yazi http://www.atsizcilar.com/forum/devl…-mi-t7895.html alintidir

_________________Doğru veya yalan yorumu size kalmış haberi okuduğum sitenin linki alttadır.

http://www.forzalivorno.org/viewtopi…ef63486872fa71

Ozan Arif in İptal Edilen Kurultay ın Ardından Yaptığı Açıklamalar

04 Aralık 2008

Ozan Arif çok kızdı!
MHP yönetimini ağır dille eleştiren Ozan Arif, “Türkeş’in vasiyeti” gerekçesinin külliyen yalan olduğunu söyledi.

Ozan Arif, “Böyle pespaye, böyle bir gülünç bir nedenle kurultayı iptal ederek ve buna rahmetli Başbuğ’un ismini karıştırarak Allah’tan korkmadıklarını da gösterdiler. Partiyi de kapatmak isterlerse şaşırmam” dedi.

SELAM SANA ERCİYES
Erciyes seni artık cümle cihan biliyor
Sende olan kurultay zaferi müjdeliyor
Rüzgarından zaferin kokuları geliyor
Es Erciyes rüzgarı Bozkurt’un bağrına es
Selam size Bozkurtlar, selam sana Erciyes
Ozan Arif

TÜRKEŞ’İN YÂDİGÂRI KURULTAYIN İPTAL EDİLMESİNE OZAN ARİF’TEN SERT TEPKİ:

Bu ihanete seyirci kalınamaz
Kurultayın iptalinin,merhum Türkeş’in vasiyeti olduğu uydurmasına hiç kimsenin inanmadığını belirten Ozan Arif, “Ülkücüler, ihanet karşısında bigâne ve seyirci kalamaz” dedi

MHP’nin efsanevi lideri merhum Alparslan Türkeş’in Türk Milliyetçilerine mirası olan Erciyes Zafer Kurultayı’nın iptal edilmesine tepkiler giderek büyüyor. Sanatçı Ozan Arif de, Kayseri’nin Tekir Yaylası’nda düzenlenen kurultayın iptaline sert tepki gösterdi. Erciyes’in fikir babasının, dönemin Kayseri İl Başkanı Cihan Metin olduğunu kaydeden Ozan Arif, “Erciyes Zafer Kurultayı’nı yapmamak için külliyen yalan bir neden ortaya koydular. Rahmetli Başbuğ’un böyle bir vasiyeti olmuş olsaydı her halde en yakınında olanlardan biri olarak ben de duyardım” dedi.

İptal beni çok üzdü
Kurultayın iptal edilmesinin kendisini çok üzdüğünü dile getiren Ozan Arif, şöyle devam etti: “Almanya’da ve Avrupa’nın değişik yerlerinde çalışan bir çok gurbetçi izinlerini bile bu kurultayın tarihlerine göre ayarlıyordu. Türkiye’den binlerce insan buraya geliyor. Rahmetli Alparslan Türkeş, ayağında varis çorabıyla dağa yürüdü. Ayaklarına masaj yaptırır, dizlerini sardırır yine de buraya gider, dağa yürürdü. Bunları yapmış bir insanının 18 Türk Devleti için yapın daha sonra yapmayın diye bir vasiyeti olduğu uydurmasına kim inanır. Bu reddi miras değil, bir ihanettir” dedi.

Yönetim sahip çıkmadı
Mevcut yönetimin Türk kurultaylarına da sahip çıkmamasını da eleştiren Ozan Arif sözlerini şöyle sürdürdü: “Rahmetli Alparslan Türkeş’in bir diğer emaneti de Türk kurultaylarıdır. Mevcut MHP yönetimi bu kurultaylara da sahip çıkmadı. Türkeş, gurbetçilerden para topladı, yine de bu kurultayları yaptı. Sonunda ne oldu, Türk kurultaylarını yapmak kendini Türk değil, Türkiyeli olarak görmek isteyenlere kaldı. Şimdi bu kurultayları onlar düzenliyor. Böyle güzel bir organizasyona bile sahip çıkamadılar”

Devlet Bahçeli’yi suçladı
Yaşanan bu gelişmelerin işaretinin, geçen seneki kurultayda verildiğini ifade ederek, MHP lideri Devlet Bahçeli’yi eleştiren Ozan Arif şunları kaydetti: “Zaten, geçen yıl ki kurultaya gitmeyerek verdiler. Bu kurultaya ben de gidemedim. Çünkü gittiğimiz zaman olanlar belli. Gidenlere neler yaptıkları ortada. Ülkücüler arasında kötü olaylar yaşanmasın diye bizler kurultaya gitmedik. Benim kurultay alanına gidip sahne alıp almamam hiç önemli değil. Ben, kurultay alanında bir köşede oturup o heyecanı yaşamasını da bilirim. Ancak ona da izin vermediler. Erciyes Zafer Kurultayı’nın iptal edileceği sinyalleri aslında 57. Hükümet döneminden bu yana geliyordu. Sanatçılar sahneye çıktığında binlerce insan sahnenin etrafında toplanıyordu. Devlet Bahçeli kürsüye geldiğinde ise insan sayısı azalıyordu. Devlet Bahçeli o yerin kemalini kaldırabilecek bir insan değil.”

İptal nedeni çok gülünç
Kayseri İl Başkanı’nın yaptığı açıklamayla okların gideceği hedefi korumaya çalıştığını belirten Ozan Arif, “Gurbetçiler Kayseri İl Başkanlığı’nı arıyor, ’neden iptal edildi’ diye soruyor aldıkları cevap ise ’Vallahi biz emre uyuyoruz’oluyor. Böyle pespaye, böyle bir gülünç bir nedenle kurultayı iptal ederek ve buna rahmetli Başbuğ’un ismini de karıştırarak Allah’tan korkmadıklarını da gösterdiler. Milletin sabrının tükendiğini görerek, kasaba kurnazlığına kaçıyorlar, bunun için de açıklamayı Kayseri İl Başkanlığı’na yaptırıyorlar” diye konuştu.

Bunlar MHP’yi de kapatır
MHP yönetiminin iki kademeli bir hatanın içerisinde olduğunu ifade eden Ozan Arif, “MHP’nin mevcut yönetimi ilk olarak Ülkücüleri partiden uzaklaştırdı, ikinci olarak ise ’merkezin ortasındayız’ diyerek MHP’nin felsefesini bitirmek istiyor. Devlet Bahçeli geçtiğimiz senelerde ’MHP’nin vizyonu ve misyonu değişti’dedi, bu sözlerin üzerinde kimse durmadı. Yakında ’Başbuğun vasiyeti’ diye partiyi de kapatmak isteyecekler, böyle bir şey olursa şaşırmamak gerekir. Fare deliğinden fil geçirmeye çalışıyorlar. Yeri gelmişken hatırlamakta fayda var; 3 Mayıs Türkçülük Günü’nü de Milliyetçilik Günü diye sulandırdılar ama ona bile doğru düzgün organizasyon gerçekleştirmediler” dedi.

Ülkücüler zulmü affedemez
Felaketin açmadığı gözün kör olmaya mahkum olduğunu ifade eden Ozan Arif “Ayak oyunları ile bir yere gelenlerin ülkücü yüreklerin bir araya gelmesinden korkması kadar doğal bir şey yoktur. Kargadan da bülbül sesi beklemem. Ancak bunun görmeyen Ülkücülere bu bile az, bunu da söylemek isterim. Ülkücü ihanet karşısında bigane ve tarafsız kalamaz. Kendilerine yapılan zulmü affedebilirler, ancak ülkücü harekete yapılan zulmü affedemezler. Vurdumduymazlık, bigânelik, hatta yeri geldiğinde merhamet Ülkücü harekete ihanettir. Hiçbir tepki göstermeyen ülkücü ’Ozan Ülküdaşız’ demesin. Ülkücü hareketi, ülküsüz yüreklere teslim edenler sonradan dizlerini dövmesinler” diye konuştu. Tekir Yaylası’ndaki kurultayın Ülkücülerin yediği atıklardan dolayı çevre kirliliğine yol açmadığını, oraya gelen samimiyetsizlerin çevre kirliliği yarattığını da sözlerine ekleyen Ozan Arif, “Bu kararın tek olumlu yanı bu. Artık, samimiyetsizler çevre kirliliği yaratamayacak. Gerçek Ülkücüler ise kurultaya yine sahip çıkacaklar” dedi.

Erciyes’in destanını yazmıştı
“Erciyes seni artık cümle cihan biliyor
Sende olan kurultay zaferi müjdeliyor
Rüzgarından zaferin kokusu geliyor
Es Erciyes rüzgarı Bozkurt’un bağrına es
Selam size Bozkurtlar, selam sana Erciyes.”

“7’den 70’e bütün yürekler
Tutar nefesini ve O’nu bekler
Ceddin deden diye vurunca mehter
Başbuğ’un meydana girdiği yersin
Kalplerin birlikte vurduğu yersin.”
OZAN ARİF

Türklük ruhunun yaşatıldığı mekandı
Sanatçı Esat Kabaklı da, iptal kararını hiçbir şekilde anlamadığını söyledi. MHP’nin diğer partiler gibi olmadığını, Türk Milliyetçilerinin bir araya getirdiği ruh ile yaşayan bir parti olduğunu söyleyen Kabaklı, “Erciyes Zafer Kurultayı bize Başbuğumuzdan bir emanet, bir hatıraydı. Biz orada toplanarak onun seslenişini, onun gürleyişini yad ediyorduk. Bundan ne istediler. Konuşuyorum bölücü oldun diyorlar, konuşmuyoruz, içimizdeki durmuyor. Biz yine elbette ki MHP’liyiz, ama bizim Erciyes’imizden ne istiyorlar. Anlaşılır gibi değil.
Acı ve garip bir olay” dedi. İnsanların Erciyes’te bir araya gelerek Türklük ruhunu yaşattıklarını ifade eden Kabaklı, “Biz ruhla yaşayan bir partiyiz. Diğerleri gibi iktidara gelip köşe bucak kapalım diyen bir camia değiliz. Erciyes gibi büyük bir kurultayda partimizin tabanı ruh bulur. Bu ruh tüm Türkiye’yi sarar. Biz vatanı, milleti karşılıksız seven bir camiayız. Bunlarda bizim en önemli değerlerimiz. Bu değerler yaşamalı. Şimdi ne olacak? Kocayayla’yı da mı iptal edecekler? Erciyes’in ne suçu var?” diye konuştu.

Türkeş’in fikirleri açısından önemliydi
Aydınlık Türkiye Partisi Genel Başkan Yardımcısı İrfan Topçu, kurultayın Alparslan Türkeş’in fikirleri açısından önem taşıdığını vurguladı. Hiçbir zaman şekli değil, ancak fikri mirasların olabileceğini dile getiren Topçu, “Türkeş’in şekli değil, fikri mirasları söz konusudur. Kendisinin en önemli fikri mirası Türk dünyasının her anlamda muzaffer olmasıydı. Özellikle de Batı karşısında. Dolayısıyla esas miras buydu. Olaya bu açıdan bakıldığında Erciyes Zafer Kurultayı da önemliydi. Biz olayı basından takip ettik. Kararı il başkanlığının aldığı söyleniyor. MHP’nin karar verme yeteneği mi kaybolmuş acaba diye düşünmeden edemedik. MHP’nin içinde hoş olmayan organize bir hareketin olduğu kamuoyu tarafından da uzun zamandan beri seziliyor. Bunlar hoş şeyler değil” diye konuştu.

Geleneklere sahip çıkılmıyor
Ülkü Ocakları eski Üsküdar Bölge Sorumlusu Mehmet Taşdelen, merhum Alparslan Türkeş’in vefatından bu yana 10 yıla yakın bir süredir yaşananların, Milliyetçiliğin bir takım temel taşlarından vazgeçilmesi anlamını taşıdığını ifade etti. Taşdelen, şunları söyledi: “Bununla ilgili bir örnek verecek olursak Türk Dünyası İşbirliği kurultaylarına da sahip çıkılmadı. 10 yılı aşkın bir süredir yani Alparslan Türkeş’in ölümünden bu yana Türk Milliyetçiliğinin önemli geleneklerine sahip çıkılmıyor. Şimdi de Tekir Yaylası’ndaki kurultay iptal edildi. Tekir Yaylası’ndaki kurultay ile Ülkücüler bir araya gelip yılda bir defa da olsa orada siyasal olarak gövde gösterisi yapıyordu. Oysa MHP, teşkilatları ile propaganda yapan bir parti. İstanbul’daki ocak sayısını 3’den 113’e çıkarsınız yüzde 8 oy alırsınız. Ocakları, teşkilatları iyi değerlendirirseniz, kurultaylardan iyi yararlanırsanız o zaman istediğini elde edebilirsiniz. Fikri hareketinizin tabanını genişletirsiniz. Ancak bakıyoruz ki bugün Ülkü Ocakları tasfiye edilme noktasına geldi. İdeolojik olarak da, teşkilat olarak da milliyetçi hareket kayıyor. Öyle bir kayma yaşıyor ki sıra MHP’yi tasfiye etmeye geldi. Bu tür Ülkücülerin bir araya geldiği organizasyonlardan ve programlardan vazgeçerseniz o zaman sizden geriye bir ceset kalır. Bugün yaşanan durum da budur.”

Avcılığın Basamakları

02 Aralık 2008


” Avcılık anlayışımızla ilgili bir yazı okuduğumu ve sizlerede yazmak istediğimi önceden belirtmiştim. Bu yazıyı kendimizi daha iyi değerlendirmemize yardımcı olacağını düşündüğüm için aktarıyorum. Benim avcılığın neresinde olduğum konusunda düşünmeme ve nedenlerini anlamama yardımı olmuştur. Faydalanacağınızı umarım.” (Tarık Ersal).

U.S California Department of Fish and Game.

California Hunter Education Manual 1987

Çeviren: Rahmetli avcı ağabeyimiz Doc.Dr Mete ENUYSAL

Ve bu araştırma yazısı Orman bakanlığı Milli parklar ve Av-Yaban Hayatı Gn.Md. nün Sürdürülebilir Avcılık İçin Temel Eğitim Kitabının İlk konu başlıklarında biri olarak yerini almıştır.

Winconsin Üniversitesi profesörlerinden Robert Jakson ve Robert Norton tarafından 1970 li yılların sonlarında 1.000 in üzerinde avcı ile görüşme sonucu gerçekleştirilmiş çalışma sonuçlarına göre, avcıların avla ilgili davranış gelişimleri beş ayrı basamakta guruplanabilmektedir.

1- Öğrenme basamağı

2- Sınırlara ulaşım basamağı

3- Trofe basamağı

4- Metot basamağı

5- Sportmenlik basamağı

Bu basamakları tek tek kendi içinde incelediğimizde her avcının kendisini bu basamaklardan birinin içinde bulabileceğinden şüphemiz yoktur. Ayrıca bu basamaklardan birinin içinde olmak son derece doğaldır da. Burada göz ardı edilmemesi gereken husus, avcının bulunduğu basamağa hangi süre içinde ulaştığıdır. Örneğin, Öğrenme basamağı’ nın geçilmesi için gerekecek maksimum süre formal eğitim almak koşulu ile en az 2 yıldır. Sınırlara ulaşım basamağı için de aynı sürenin geçmesi uygun olabilir. Avcının Trofe basamağı ve Metot basamağı nın gereklerini uygulayabilmesi için toplam 6 yıl gibi bir süreye ihtiyacı olduğunu varsayarsak, 10 yıllık bir avcı

Sportmenlik basamağının sınırlarına ulaşmış demektir. Bu örneği anlatmaktan amacımız; 30 senelik avcı olmasına rağmen av sohbetlerini “ hâla kaç tane vurduğu veya tuttuğu üzerine koyulaştıran ” avcılarımızın konuyu bir kere daha bu bakış açısı ile görmelerini, bu bağlamda bir kere daha düşünmelerini sağlamaktır.

Not: Bundan sonrası 6 sayfada açıklandığı için özetlemek durumundayım.

1- Öğrenme Basamağı: Bu basamakta avcının ana amacı avcılıkla ilgili becerisini ve gelişmiş durumunu çevresine gösterme çabalarını kapsar. Avcının bu basamakta olduğunu sergilediği bu tavırlardan kolayca anlayabilirsiniz. Katılmış olduğu avlarda yapmış olduğu hataları sık sık tekrarladığının farkında bile değildir. Avcılık etiği hakkında pekişmiş bir kanaati yoktur. Evrensel değerler ve var olan kaynakların gelecek nesillere aktarılması ile ilgili ana konular onu

hiç ilgilendirmemektedir. “ Bu basamaktaki avcının heves ve arzuları aklının önündedir. ”

2- Sınırlara ulaşım basamağı: Bu basamakta ana amaç yasal kurallarla belirlenen sınıra kadar ulaşmak için fazla av yapmak ve avcılık yeteneğini kendine ve yakın çevresine ispatlamaktır. Öğrenme basamağını geçen avcı bu basamakta müthiş bir enerji sarf eder. “ Onun

öncelikli tek bir amacı vardır. Sınırlara ulaşmak. ” Bu basamağın içindeki avcı durmak bilmez. Av gününün başından sonuna kadar av yapma tutkusu ile hareket eder. Vakit kazanmak için yiyeceğini yanında taşır. Rüyaları bile av figürleri ile doludur. Edindiği bilgileri evvelki basamakta bulunan avcılarla paylaşmaz. Kısaca konu av olursa, o biraz bencil ve kıskançtır.

3- Trofe basamağı: Bu basamakta ana amaç rastgele bir av değil belirli özelliği olan birinin avlanmasıdır. Bu noktada geçerli kural belirgin olarak avcı tarafından üretilmiş değer yargılarıdır. “ Avlanacağı zamanı ve yeri asla ondan duyamazsınız. O size sadece sonucu göstermek ister. ” Bu aşamada ava gitme sayısı azalırken rafine zevkler çoğalır. Bu basamakta usta ve seçici bir avcı vardır. İçinde bulunulan av sezonundan çok daha önce planlanan, uzun mesafelere ava gitmekten çekinmeyen, donanımı geçmiş yıllara göre daha gelişmiş bir strateji uzmanıdır. Avcının avlağa sürekli fotoğraf makinesi götürme arzusuna bu basamakta rastlanır.

4- Metot basamağı: Bu basamakta avcı, beceri gerektiren ve dolayısıyla ava daha fazla kaçıp kurtulma olanağı sağlayan avlanma metotlarına yönelmektedir. Bu basamakta avlanma fiili yavaş yavaş birinci plandaki yerini kaybeder. Avlamış olmak artık eskisi kadar önemli değildir. Bazı hallerde avın kaçması onu sevindirebilir. “ Doğaya bakış açısında köklü değişimler bu basamakta başlar. ” Avcının kafasında geçmiş yıllara göre farklı boyutta soru ve cevaplar oluşmaktadır. “ Neden? Niçin? Nasıl? ” ağırlıklı sorular gündemin yoğunluğunu teşkil eder. Her konuda ayrıntılara inilmeye çalışılır. Genç avcılara verdikleri öğütlerde daha tutarlı ve ısrarcıdırlar. “ Geçmişi sorgulamanın başlangıcı, metot basamağının son yıllarıdır. ”

5- Sportmenlik basamağı: Bu basamakta uzun yıllar boyu yürütülen ve avlarda üretilmiş ve geliştirilmiş değer yargıları, doğa ile ilgili denge kavramları, yaşama verilen değer, yaşam armonisi, doğa ve yaşam sevgisi gibi ana öğeler etken rol oynar. Bu basamağa ulaşmış avcılar

avcılığın doğru kulvarlarda gelişimi, yaban hayatının doğal sürekliliğinin korunması gibi konularda zaman ve para harcamayı seçmektedir. Bu basamak avcıya, uzun yılların kazandırdığı

tecrübelerin nimetlerini sunmaktadır. Geçmiş yılların ona verdiği kazanımlar azımsanmayacak kadar çoktur. Bu basamaktaki avcı piramidin tepe noktasına ulaşmak üzeredir. Doğaldır ki bu konum ona belirgin bir yalnızlığı bariz olarak yaşatacaktır. Yakın çevresindeki genç avcılar onu savunduğu ilke ve evrensel değerlerden ötürü anlamakta güçlük çekeceklerdir. Yeni yetişen avcıların onu anlayabilmesi için uzunca bir zamana ihtiyacı olduğunu sadece kendisi bilir. Bu basamaktaki avcı hemen hemen yalnızdır, duygusaldır ve alıngandır. Bu yalnızlığını aşmak, kazanımlarını gelecek nesillere aktarmak için kitap yazar. Fotoğraflardan veya kitaplardan oluşan arşivine çeki düzen verir. “ Bilgi birikiminin ne denli önemli olduğunu, zaman ona acımasızca öğretmiştir. ” Bu basamaktaki avcının ulaşmak istediği nihai hedef, geçmişteki kazanımlarının gelecek nesillere bir disiplin içerisinde aktarılmasını temin etmektir.

alıntı

BALIKÇILARA ALTIN ÖĞÜTLER

02 Aralık 2008

Oltayla balık avı döneminin yoğun yaşandığı şu günlerde, kimileri zevk, kimileri ekmek parası için buldukları her akarsuyun kenarında gün boyu olta atıyor. Eğlenceli, dinlendirici, doğayı ve doğal yaşamı yakından tanımak açısından son derece faydalı bir spor olarak bilinen olta balıkçılığı, özellikle tatil günlerinde kıyıların dolmasına neden oluyor. Yanlarına oltalarını, kovalarını ve yemlerini alıp deniz, göl ya da başka akarsuların kenarlarına koşan balıkçılar, avlanma sırasında dostluklar da kuruyorlar.

Deniz, göl, ırmak gibi su kaynaklarına yakın yerleşim birimlerinde yaşayanların daha fazla ilgi gösterdiği olta balıkçılığı, kullanılan av malzemelerinin kolayca bulunabilmesi, pahalı olmaması ve meraklılarınca kolayca yapılabilmesi nedeniyle de ekonomik külfet getirmeyen herkesin uğraş verebileceği bir faaliyet olarak görülüyor. Adana’nın sahil kenti Yumurtalık İlçe Tarım Müdürlüğü yetkililerinden alınan bilgiye göre, yörede olta balıkçılığı il merkezinin içinden geçen Seyhan Baraj Gölü ve uzantısı Seyhan Nehri ile sahil ilçeleri Yumurtalık ve Karataş’ta büyük ilgi görüyor. İlçede, geçen yıl bin 495 olan amatör balıkçı belgesi alan kişi sayısı bu yılın Ekim ayı itibariyle yüzde 100’den de fazla artarak 3 bin 500’e ulaştı. Günde ortalama 15-30 kişiye amatör balıkçı belgesi veriliyor. Yoğunlaşan ilgi nedeniyle jandarma, sahil güvenlik ve ilçe tarım müdürlüğü ekiplerince yapılan ortaklaşa çalışmalarla, belgesiz avlanmanın önüne geçilmeye çalışılıyor.

Amatör balıkçı belgesi alınmasının AB’ye uyum sürecinin bir gereği olduğunu belirten yetkililer, şimdilik herhangi bir ceza uygulanmadığını, denetimlerin uyarı mahiyetinde olduğunu, ancak vatandaşların duyarlı davranarak belge almaya özen gösterdiklerini kaydettiler.

OLTA BALIKÇILARINA ÖĞÜTLER
Çeşitli kaynaklara göre, bir tür meditasyon, deniz ve yeşilin birleştirilmesi sonucu doğayla bütünleşmeyi arzulayanların ilgi gösterdiği olta balıkçılığında başarılı olabilmek için bir takım kurallara dikkat etmek gerekiyor. Uzmanlar, sevgi, sabır, soğuk kanlılık ve hızlı refleks isteyen olta balıkçılığı için şu önerilerde bulunuyor:

* İnce misina 0,25, 0,30 ve 0,40 idealdir, balığı ürkütmez.
* Büyük balıklar yakalandığında misina durdura durdura ürkütmeden yukarı çekilmelidir.
* İstavrit tutarken çapa atılmaz, çapa ipinin hareketi balığı ürkütür ve yarı yarıya keser.
*Tekneyle büyük balık avında mutlaka bir kepçeye ihtiyaç vardır. Su yüzüne çıkar çıkmaz kepçeyle veya kakıçla balık yakalanmalıdır yoksa çırpınan hayvan misinayı koparabilir.
*Bir balık teknesinde mutlaka livar bulunmalıdır. Livar yoksa büyük kovalar tercih edilmeli ve su sık sık değiştirilmelidir. Aksi durumda plastik kovalarda bekleyen balık su içinde bile olsa bayatlar.
*Balıkçılığa yeni başlayanların en sık düştüğü hatalardan biri iğneyi dipte bir yerlere taktırmalarıdır. Bu konuda dikkat gerekiyor ve yedek takım bulundurulmalı.
*Avlanma sahasını bozmamak için kirletmemek gerekir.
*Av günü sonunda yakın bir zamana kadar tekrar ava çıkılmayacaksa artan yemlerle de yemleme yapılmasında fayda vardır.

DENİZCİLİKTE KULLANILAN TERİMLER

01 Aralık 2008

Baş: Teknenin ön kısmı.

Kıç: Teknenin arka kısmı.

Pruva : Bir teknenin baştan ileri ufuk yönündeki alan.

Pupa: Bir teknenin kıçtan geri ufuk yönündeki alan.

Sancak: Omurga hattının pruva yönünde sağ tarafı.

İskele: Omurga hattının pruva yönünde sol tarafı.

Omuzluk: Teknenin baş ve kıç kısmında, omurga hattı ile 45 derecelik açı yapan, her iki taraftaki köşeleri.

Rüzgar üstü: Tekne aynı rüzgara tabi kaldığı sürece, teknenin rüzgarı aldığı taraf.

Rüzgar altı: Tekne aynı rüzgara tabi kaldığı sürece, teknenin rüzgarı aldığı tarafın ters istikameti.

ABASO Alt ve asagi [Abaso Gabya yelkeni]

ABLI Seren ve bumba cundalarindan asagi iki tarafa inen halatlar

ABORDA Bir teknenin digerine veya bir iskeleye yanasmasi

ABOSA Bosayi tut veya geçici olarak durdur, bosaya vurmak

ABRAMAK Kontrol altina almak, komutasi altinda tutmak, üstünden gelmek

AÇIKTA EYLENMEK Bir teknenin sahilden veya iskeleden yada limandan açikta beklemesi

ADMIRALTI DEMIRI Çiposu kollarina dik ve hareketli eski sistem bir demir cinsi

AGANTA Zincir veya halatin kisa bir zaman süresi için elde tutulup birakilmamasi [Aganta iskota, aganta borina borinata]

AGIZ KUSAGI Armuz kaplamanin en üst sirasi [bindirme kaplamanin da]

ALABANDA Bordanin iç kismi veya dümenin 35° ye kadar basilmasi

ALABURA Altüst olma, teknenin ters çevrilmesi

ALAMA KÜREK Hep birlikte kürek çekerken çekmeyi durdurmak için verilen komut

ALAMATRA Karadeniz’de imal edilen balikçi teknesi.

ALARGA Açikta demektir. [Alargada bekle, alarga dur][Italyanca largo]

alargaya çikmak, [açiga çikmak]

ALAY SANCAGI Isaret sancaklari ile donatilmaya, alay sancaklarinin çekilmesi denir.

ALBERABER Hep birlikte kürek çekmek için verilen komuta

ALESTA Hazir olmak, hazir olarak apikoda beklemek

Alesta tramola [Tramola etmeye hazir ol]

ALTABASO Bir yelkenin alt yakasi, alt ve asagi anlaminda da kullanilir.

AMORA YAKASI Dört köse bir yelkenin alt ve ön tarafindaki yaka

[Karula yakasi]

ANA GÜVERTE Geminin veya teknenin üzerinde yürünen en üstteki güvertesi

ANA OMURGA Postalarin baglandigi, bastan kiça kadar uzanan agaç / demir kisim

ANELE Hareketli demir halka

ANELE BAGI Aneleye yapilan bir çesit bag

APAZLAMA Kemere istikametinden gelen rüzgar [Yelken seyri]

APIKO Demirin vira edilisinde deniz dibinden kurtulup dimdik durdugu vaziyet, veya dikkatli olarak beklemek.

ARIYA Yelkenin, sancagin veya çubuklarin asagiya indirilmesi

[Ariya sancak, ariya kürek]

ARMA Sabit donanim [Direkçarmihlari, istralyalar]

ARMUZ Güverte ve borda kaplama tahtalarinin arasindaki çizgi

[Armuztutmak, armuz kaplama]

ASKI MAPASI Bir demir kaldirmak için bedenine konmus olan mapa

ASIRTMA PRAÇERA YELKEN Kavançali seren yelkeni

ASOZ Kaplama tahtalari için omurga ve bodoslamalar açilan oyuklar.

AVARA Gemi, bot veya tekninin yanasik oldugu yerden ayrilmasi

[Avara etmek]

AYBOCU Zincirin irgat çalistirilarak asagi alinmasi, indirilmesi

AYI BACAGI Yelkenlerin farkli kontralarda açilmasi [Pupa seyir]

AYNALIK Kiç bodoslama üzerine konan ve dümen igneciginin üzerine kondugu tahta levha [Ayna kiçli tekneler]

AYNALIK TAHTASI Bir teknede kiç taraftaki havuzda otururken arkaya dayanmak için konulmus olan tathta levha

BABA Halat volta etmek için agaç veya metalden yapilmis silindirik biçimde güverte veya rihtima baglanmis bir eleman

BABAFINGO Yelkenli bir teknede eger direk üç kisimdan ibaret ise; en üstteki parça.

[Italyanca: pappafico][Örnek: okul gemileri]

BADARNA ETMEK Bir halatin asinmamasi için üstünün halat veya koruyucu bir malzeme ile sarilmasi

BAKLA Zincirin bir halkasi

BALON-USTURMAÇA Halattan, hasirdan veya sentetik malzemeden yapilmis, içi doldurulmus veya sisirilmis bir usturmaça çesidi

BANDOLET —————–

BANDRA Milliyeti gösteren sancak

BARBARISKA Tututlmakta olan bir halatin kaymamasi için yapilan bir bag çesidi

BASTINA Palangalarda kullanilan bir nevi dilli makara

[Karniyarik bastika]

BASTON Ana civadranin üzerinde ileriye dogru uzatilmis çubuk

BAS Bir teknenin ön ve ileri kismi

BAS BODOSLAMA Omurganin bas tarafindan teknenin basini meydana getirmek için yukari istikamete dogru konulan agaç parçasi

BAS KASARA Genellikle gemilerdeki bas tarftaki yüksek kisim

BAS OMUZLUK Kemere ile bas bodoslama arasindaki yuvarlak kisim

BAS PARIMA Bir botun bas üzerindeki analeye baglanmis kisa halati

BASLI Bastarafin kiça nazaran daha batik olmasi

BASTANKARA ETMEK Tekneyi bir sahile beya kumsala bas taraftan oturtmak veya yanastirmak

BASÜSTÜ Bir botun bastarafinda oturabilecek ve ayakta durulabilecek platform

BERMUDA ARMA Uzun bir direk üzerine yelken açmak için düsünülmüs arma tipi

[Marconi arma] Bu tip armada yelken sereni yok ancak bumbasi vardir.

BINDIRME KAPLAMA Armuz kaplamanin biribir üzerine konularak yapilma sekli

[Bama tiriz]

BITA Madeni babalarin bir tanesine, halat ve zincirlerin volta edilmesi için kullanilan silindirik madeni eleman

BOCURUM Yelkenli teknelerde kiç bodoslama / kiç aynalik üzerinde bulunan direge çekilen yelken

BORDA Su kesiminden yukarida kalan kisim

BORDA FENERI Sancakta yesil, iskelede kirmizi olarak yakilan 112,5 açili fener

BORDA ISKELESI Bir tekneye girip çikmak için inip kalkabilen ve içeriye alabura olabilen bir merdiven tipi [Pasarella]

BOSA/BOSA TUTMAK Bir halat veya zincirin bedeni üzerine bosa tutarak abramak

BOS ALAMAK Gevsek bir halati germek için fazlasini çekmek

BOS VERMEK Halati kaçirmak

BRANDA Eskiden yelken yapilan bir cins kumas yada kumastan yapilan ve gemicilerin hamak olarak kullandiklari yatak.

BUMBA Yan yelkenlerin alt yakalarini germek için kullanilan bir cins seren.Yük gemilerinde yük aktarmak için ucuna palanga takilan seren

BURGATA Halat ve zincir ebadini ölçmek için kullanilan bir ölçü

BÜKÜN Halatin veya bir yomanin saga veya sola dogru kollarinin bükülmesi

CAMADAN Camadan vurmak. Yelken alaninin küçültülmesi

CAMADAN BAGI Bu küçültmeyi yapmada kullanilan bir bag çesidi

CAMADAN KALÇEALARI Bu bagi yapmak için yelken üzerinde siralanmi ve yelkenin her iki yüzünde bulunan bagciklar.

CANKURTARAN SIMIDI Denize düsenleri kurtarmak için çok hafif ve yüzer maddeden yapilmis, yuvarlak simit biçiminde ve bir salvoya bagli aygit.

CEVIZ Halatlarin ucuna tutabilmek için veya süs olarak yapilan bir cins dügüm seklindeki isleme

CIVADRA Teknenin bas tarafinda disariya dogru egik olarak uzanan sabit seren, genellikle yelkenli teknelerde floklari açmak için kullanilir.

CUNDA Uç demektir. Direk cundasi, seren cundasi, bumba cundasi. Cunda yakasi: yelkenin seren yakalarina gelen uçlarina denir.

ÇALIM Geminin bas ile kiçi arasinda inik meyil veya kiç tarafta su kesiminin altindaki dar kesim.

ÇAMÇAK Teknede biriken suyu toplamak için tahtadan yapilmis bir cins kepçe

ÇARMIK Direklerin her iki bordasina baglanabilmesi için gerilmis tel halatlar.

ÇENE Omurga ile bodoslamamin birlestigi köse

ÇIMA Halat, elincesi veya yomalarin uç kismi

ÇIMARIVA Personelin tekne boyunca yanyana selamlama için dizilmesi

ÇIPO Özellikle admiralti demirinde bedenin üst kismindan anelesinin altinda geçen kollara dik olarak baglanmis hareketli veya sabit agaç veya metal kollar.

ÇÖRDEK YAKASI Seren yakalarinin geriye bakan kisimlari, üç köse yelkenlerdeki en üstteki pik yakasi

ÇUBUK Ana direklerin üzerine konulan ekleme direkler

DABILBATIM Gemilerin karinasi yirtildiginda teknenin su almamasi için postalarin iç tarafina ikinci bir kaplama konur ki, bu iki kaplama arasindaki double-bottom denir. Bu bölüm safra ve yakit deposu olarak da kullanilir.

DENIZ DEMIRI Denizde ve rüzgarda hareketsiz kalan teknenin dalgalar borda vermemesi için bastan veya kiçtan denize attiklari koni seklindeki branda torba.

DESE ETMEK Halatin veya zincirin iyice gerilmesi

DINGI Bir çifte kürekle kullanilan patalya

DIREK FISTANI Diregin güverteye girdigi veya etrafina çevrilen kusak

DOBLIN Bir halatin iki çimasi arasindaki sarkik kisim

DOBLIN ALMAK [Vermek, Tutmak] Bir halatin iki çimasinin gemide kalmak üzere bordadaki veya sahildeki bir babaya iki, üç kez sarilmasi

DÖKÜNTÜ Deniz yüzeyine yakin kayalik kümeler

DÖSEKLI Alti düz olan tekne

DIRISA ETMEK Yön degistirmek, rüzgarin dirisa etmesi, bumbayi dirisa etmek

DÜMEN Gemiyi istenilen yöne çevirmek için saç veya tahtadan yapilmis olup kiç tarafa monte edilen yelpaze seklindeki bir parça

DÜMEN BASLIGI Yeke evini kusatmak - kuvvetlendirmek için dümen saftinin etrafina geçirilen maden baslik [=dümen tasi]

DÜMEN BODOSLAMASI Kıç bodoslama

DÜMEN BOGAZI Dümen yelpazesinden yukarida kalan kisim

DÜMEN DOLABI Dümen yekesine baglı mekanizmasini çevirebilmek için yapilmis olan aygit.

DÜMEN DONANIMI Dümen yekesi ile dümen dolabi arasinda kalan tel halat mekanizma, uskurlu saft ve kolar ile bunlarin geçtikleri makarali sistemin tümüne verilen isim

DÜMEN YELPAZESI Dümenin esas ana parçası

DÜMEN ZAVIYESI Dümen yelpaze sathinin omurga ile yapmis oldugu açi

DÜMENCI PUSULASI Dümen dolabinin hemen önüne konulmus olan miknatisi pusula

DÜMENTASI Yekenin dümene baglandigi en üst kisim

EGLENMEK Bir teknenin stop ederek veya çok agir yol ile gidecegi yere varmasi

EL DONANIMI Mekanik olan irgat gibi aygitlarin el ile çalisabilmesi için yapilmis olan donanim

EL DÜMENI Kol gücü ile bir taraftan diger tarafa basilan dümen

EL INCESI Bir tekneden digerine veya sahile atilan ucunda kursun bir agirligin ceviz ile kapli oldugu ve sonuçta bir halatin baglanarak gönderildigi, parekete savlosu gibi incecik bir halat

EL ISKANDILI Elektrikli iskandil olmayan teknelerde,derinlik ölçmek için çimasina 5 kg lik bir kursun asilmis ve üzerine kulaç taksimati yapilmis olan savlo

FAÇA ETMEK Seren yelkenlerin bir taraftan prasya oldugu halde kapatilmasi

FAÇUNA ETMEK Badarnanin tel veya mürnel ile siki sikiya baglanmasidir.

FALAKA Iki matafora cundalari arasinda bulunup can halatlarinin baglandigi tel halat.

FARS TAHTALARI Agaç bir teknenin sintine üzerindeki aralikli tahtalari

FILIKA Savas gemilerindeki kürekli veya yelkinli tekneler

FIRDÖNDÜ Zincirin gamba almamasi için aralara konan bir eksene bagli olarak dönen iki yarim bakladan olusan kilit

FIRENGI Güvertedeki suyun denize akitilabilmesi için yali kütükleri üzerinden bordaya açilan oluklu delikler

FLADOR Çarmihlarin gerilmesi için kullanilan sistem

FLAMA Üç köseli sancak

FLASA Halati meydana getiren incecik ipler

FLOK Bas taraf çekilen üç köse yelken

FORA ETMEK Bir yere baglanmis olan halatin oradan çikartilmasi

[Sivil denizcilikte: MOLA]

FRISKA Bütün yelkenleri camadan vurmaksizin kullanilabilcek dercedeki sert rüzgar

FUNDO (FUNDA) Demirlemek için verilen komut

GABYA Ana direk ile babafingo çubugu arasindaki çubuk veya yelken

GAGA Demirin iki ucundaki tirnaklarin en uç kismi

GAMBA ALAMAK Halatin veya zincirin kendi etrafinda dönmesi veya burulmasi

GENOVA Flok yerine çekilen çok daha büyük flok

GERDEL Gemi ve teknelerde kullanilan tahta kova

GIZ Kiç direkteki kisa seren

GOMINA Mil uzunlugun 1/10 = 185 meter

GÖNDER Ince düz ve uzunca olarak çekilmis çubuklar. [Sancak gönderi, filika kanca gönderi, civadra gönderi]

GÖZ DEMIRI Bir gemide kullanilan ana demirler

GRADIN YAKASI Bir yelkenin yan kenarlari

GRANDI DIREGI Birden fazla direkli gemilerdeki en yüksek direk

GULET Brig’ten küçük iki direkli hafif armali pruvasi kabasorta armali, praçilaya benzer uskuna

GURCATA Bir direk üzerinde çanaklik kurmak için mauna kollari üzerine omurgaya aykiri olarak yerletirilen kollar. Yelken teknelerinde direkten inen istrelyalari açmak için kullanilan kollar.

GÜVERTE Gemilerde ve teknelerde bastan kiça kadar dösenmis tahta veya madeni platform döseme

GÜVERTE KAPLAMASI Güvertenin kaplanmasi için kullanilan malzeme

GÜVERTE HATTI Güvertenin bordadaki izdüsümü

HALAT Bitkisel sentetik veya çelikten yapilmis ve bükümlenerek çesitli kollarda biribirlerine sarilmis, bükülmeye ve çekmeye uygun urgan

HALAT BOSA Demir atildiktan sonra demirin agirligini irgat üzerinden almak için çimalari güvertedeki mapalar bagli diger uçlarinda ceviz bulunan kisa halatlar.

HAMLA Kürek çekilirken küregin bir periyot içindeki mesafesi [Hamle]

HAMLACI Kürekli teknelerde serdümene en yakin kürekçi

HAVUZLUK Yelkenli veya kürekli bir teknede kiç tarafta topluca oturulacak yer.

HIRÇA MAPASI Zincirin zincirlikteki çimasinin omurgaya baglandigi kilit

HISA ETMEK Bir seyi yukari kaldirmak. [Hisa sancak, hisa kürek]

IRGAT Demir almada, halatlari dolayip gemiyi yanastirmada veya karaya çekmede kullanilan, hidrolik, elektirikli, istimli veya insan kuvvetiyle çalistirilan yatay veya dikey mekanizma [Yatay ve manivela kuvvetiyle çalistirilanlar = bocurgat]

ISKAÇA Direk ve civadralarin alt baslarin alt baslarindaki topuklarin yerine oturmasi için açilmis olan yuva

ISKANCA Degistirmek [nöbet, vardiya, kürek]

ISKARMOZ Kürekli teknelerde küregin baglanmasi veya oturmasi için ay veya çelik seklindeki lumbar iskarmoz denilen aygitlar

ISKOTA Yelkenlerin iskota yakalarini kullanmak, yelkeni rüzgar ile doldurmak için halat - palanga donanimi

ISKOTA YAKASI Kabasorta yelkenlerde altyakalar; randa, pik veya floklarda alt geri köse

IÇ OMURGA Postalari [bir ahsap teknede] omurgaya daha siki baglamak için bastan kiça kadar uzanan ikinci bir omurga

IGNECIK Dümenin kiç bodoslamaya baglanabilmesi için, erkek ve disi olarak konmus olan mentese yada demir sac

ISKANDIL Denizin derinligini ölçmek

ISKANDIL KURSUNU Iskandil salvolarinin baglandigi agir kursun - agirlik

ISKANDIL SALVOSU Iskandil kursunlarinin baglandigi isaretli salvo

ISKARÇA Bir liman veya koy içindeki kalabalik tekne gurubu, karisik olarak demirlemis olan tekneler toplulugu

ISKELE Teknenin sol yarisi veya gemiye girip çikmak için kullanilan sürme veya inip kalkan merdiven

ISKELE TAVASI Iskelelerin alt ve üstünde girip çikmada ilk basilan platform

ISPAVLO Katrasiz kendirden yapilmis iki kollu sicim [kirnap]

ISTINGA Yelkenleri toplamak için kullanilan selviçe [Hareketli donanim]

ISTINGA ETMEK Yelkenleri toplamak

ISTRALYA Direk ve çubuklarin cundalarinda bas ve kiça dogru inen sabit arma, veya teknelerin postalarini bastan kiça kadar birbirlerine baglayan kusak

ISKAMPAVYA Harp gemilerinde personel tasimakta kullanilan motorlu büyük filika

KABASORTA ARMA Serenleri direklere dik ve kemere istikametinde olan dört köse yelkenli arma

KALASTRA Kuntra güvertelerin üzerine alinan filikalarin oturtulduklari agaç veya metal kürsü

KALOMA Demir üzerinde bulunan teknelerin denizde bulunan zincir mesafesi. Bosluk ve rahatlik, tolerans, ölçülü

KALOMA ETMEK Zincir gerektiginde daha fazla salmak, [Kaloma vermek]

KANA RAKAMLARI Gemilerin çektikleri su derinligini göstermek için bas ve kiç dikmeler hizasina sancak ve iskele taraflara desimetre veya feet cinsinden çizilmis rakamlar. [Romen ve italik]

KANDILISA Yelkenleri yukari kaldirmak için kullanilan halat.

Trinket ve maestra serenlerinin kandilisasi : Istrise

Gabya serenlerin kandilisasina : Manti

Flok ve randa yan yelkenlerin kandilisasina: Çördek /Mandar denir.

KAPELE MUSAMBA Pusla, dümen dolabi, kaporta, vinç gibi kisimlarin yagmur ve günesten korunmasi için yelken brandasindan yapilmis kiliflarin geçirilmesi için verilen emir.

KAPLAMA Postalarin üzerine boyuna kaplanan saç veya tahtalar.

KAPORTA Gemi veya tekne içindeki kapilara ve güverteden asagi inis ve çikis merdivenlerinin üzerindeki kapali yerlere denir.

KARANFIL Pruva ve grandi diregicundalari arasindaki tel halat

KARAVELE KAPLAMA Içi kutrani disi armuz kaplama olan bir kaplama sekli.

KARINA Bir teknenin su altinda kalan islak kismi (dis kismi).

KARULA YAKASI Bir yan yelkenin direge yakin alt yakasi (kösesi).

KASA Halatlarin çimalarina açilmayacak sekilde yuvarlak sekilde yapilan ve dikisle emniyete alinan yuvarlak büyük halkalar.

KASARA Teknelerin bas orta ve kiç kisimlarinda güverteden daha yüksek olan güvertelere veya kisimlara denir.

KASTANYOLA Demir zinciri akarken durdurabilmek için irgat etrafina konan demir veya çelik serit çember (bir çesit fren balatasi).

KAVANCA Herhangi bir seyi bir taraftan diger tarafa geçirmek veya asirmak ya da bir yerden diger bir yere aktarmak.

KEMERE Güveretenin dösenebilmesi için posta uçlarini birlestiren enine (omurgaya dik) konan kisimlardir. (yarim oalnina ÖKSÜZ KEMERE denir).

KERTE Bir dairenin 32′de biridir. (11 derece 15 dakika).

KERTERIZ Herhangi bir maddenin bir tekneden olan yönünü miknatisi veya cayro pusla ile tayin etmek veya ölçmek.

KERYE Iki halti birlestirmek için veya halatin çimasina geçici kasa yapmak için [sadece madeni halatta] kullanilan civatali mengene

KIBLE Güney

KIÇ Teknenin geri tarafi

KIÇ BODOSLAMA Omurgadan kiç taraf kaldirilan dik kisim [Agaç veya maden]

KIÇ GÖNDERI Kiç tarafta sancak çekilmesi için dikilmis olan gönder.

KILIT 12,5/15 kulaç zincir uzunlugu veya iki kilit zinciri birbirine baglayan bir tarafi degirmi diger tarafi harbili bir cins zincir baklasi.

KINISTIN VALFI Gerektiginde bir tekneye denizden su almak için su kesiminden asagiya konmus ve gerektiginde uzaktan açilip kapatilabilecek valf.

KOÇ BOYNUZU Bas ve kiç omuzluklar ile mataforalarin üzerinde bulunan ve halat volta etmek için kullanilan boynuz seklinde iki kulakli madenler.

KOL Flasalarin bir tarafa bükülmeisi sonucu halatta elde edilen elemanlar. Flasa gibi bütün halat boyundadirlar.

KOLTUK Bir teknenin aborda oldugu yere sikilmasi için bas ve kiç omuzluklardan verdigi halat.

KONTRA MIZANA DIREGI Mizana direginin gerisindeki direk

KONTRA OMURGA Ana omurganin asinmamasi için altina konan serit halindeki parça.

KONTRA TAVLON GÜVERTE Eski harp gemilerine ait bir güverte kati

KONTRATA MIZANA DIREGI Kontra mizanadan sonraki kiç direk

KÖRKAPAK Lumbuzlari içerden kapayan demir kapak

KUNTRA Iskota yakasina baglanan iki inceden birisi iskota olarak kullanildiginda digeri kuntra olur. Kontra kontr kelimesinden gelme olup, karsi-zit-yedek anlaminda kullanilir.Kuntra omurga, bodoslama-grandi-güverte gibi Kuntra flok-kuntra mizana ve benzeri.

KURT AGAZI Içinde halat geçmesi için güverte üzerinde bas ve kiç omuzluklarina monte edilen demir yastiklar.

KUTRANI KAPLAMA Ahsap diagonal (çapraz) kaplama

KÜPESTE Güverte üstündeki borda kaplamasi.

KÜREK LUMBARI Askeri filikalarda iskarmoz yerine küreklerin oturtulduklari oyuk yerler (küpestede takazlik tahtasinda).

LAÇKA Bosver, bosalt, bosalmis gevsemis anlaminda.

LALE HALATI Dümenlerin denizli havalarda düsüp kaybolmamasi için dümen yelpazesinden geçip teknenin kiçina baglanan bir ince savlo.

LARMO Floklarin açildigi istralya. ( Bazen flok larmosu da denilir).

LAVA ETMEK Bos al ve ger anlaminda bir emir. (Bosunu al)

LAVRA DELIGI Bir teknenin içindeki suyu askiya alip bosaltmak için açilmis delik. (Genellikle kiç tarafta havuzlugun altindaki kruzlu yerde).

LIF Nebati halatin yapildigi malzemenin en ince parçasi

LIGA CAMADAN Yelkeni küçült, camadana vur demektir.

LIMBO Bir seyin bir taraftan diger tarfa aktarilmasi. (Marmara etmek sadece sivi içindir.)

LIVAR Balikçi teknesinde baliklarin taze kalmasi için alt tarafi denizle ilgili tahta havuz.

LOÇA Demir zincirinin akmasi için açilmis deliklere geçirilmis madeni oluk.

LOKMA Zincirin baklalarinin ortasina takviye için konmus parça.

LUMBARA AGIZI Gemilere girip çikilan bordada açilan dört köse kapak.

LUMBUZ Gemideki pencerelere verilen isim.

MANIKA Bir teknenin alt kisimlarina güverteden asagiya dogru havalandirma için konulan genis boru.

MAPA Sabit halka.

MARTIN DEMIRI Çipo ve kollari ayni düzeyde ve kollari da beden etrafinda dönebilen bir sistemdeki demirdir.

MASTALYA Tahta legen.

MASTORI POSTASI Bir teknedeki en genis posta.

MATAFORA Teknelerde veya sahilde filika veya botlarin asilabilmesi için uçlarinda palanga bulunan aygit.

MATAFYON Yelken ve tentelerin delik açildiginda yirtilmamasi için delik etrafinin takviye edildigi aleminyum veya halat yassi halka.

MAYNA ETMEK Asagi indirmek (agir agir).

MEME Demir kollarinin demir bedenine birlestigi noktanin alt kismi.

MEZESTRE Yariya kadar indirmek.

MIL [Deniz mili] Denizdeki uzunluk ölçüsü. (6080 feet = 1852 mt)

MIZANA DIREGI 3 direkli bir yelkenli gemide en kiçtaki direktir.

NETA Muntazam, düzgün, tertipli veya emniyetli anlamina gelir.

NEVCET Hamak sarilan incelere denir.

OMURGA Bir teknenin postalarinin üzerine oturtulup baglandigi ve bastan kiça kadar devam ettigi agaç/madeni parçalardir. Genellikle küçük teknelerde yekpare olur.

OMUZLUK Teknenin bas ve kiç tarafindaki 45 derecelik açi civarindaki istikamet.

ORSA Yelkenleri elden geldigi kadar rüzgarin estigi tarafa yaklastirarak seyretmek. (Orsasina seyir)

ORSA YAKASI : Bir yelkenin direk tarafindaki veya rüzgar üstü tarafindaki yakasidir.

ORSA ALABANDA EGLENMEK Rüzgari bordaya alarak, yelkenleri birbirinin aksine alip tekneyi yolundan alakoyup vakit geçirmektir.

ORSA ALABANDA TRAMOLA Teknenin basini rüzgara alip bir kuntradan diger kuntraya geçmektir.

ORSA HALINDE Bir teknenin mümkün oldugu kadar rüzgarin estigi cihete yakin seyredisi.

ORSA PUPA ÇEMBERI Bumbanin cundasina yakin ve iki tarafinda da mapa bulunan madeni çember.

ORSADA KAZANMAK Bir teknenin orsa seyrinde az düsme yapip istedigi tarafa gidiste kazanmasi.

ORSAYA KAÇMAK Bir yelkenli teknenin devamli olarak bas tutamayip rüzgar üstüne kaçmasidir.

ÖKSÜZ KEMERE Kemerenin ortadan kesilmis olarka yanda kalan kisimlari.

PALAMAR Gemilerin rihtima veya iskeleye baglanmasinda halattan daha kalin yomalara verilen isim.

PALANGA Bir halat ve anaz iki makaradan olusan kaldirma mekanizmasi

PALAVRA GÜVERTE Eskiden harp gemilerinde toplarin bulundugu güverte

PATALYA 1-3 çifteye kadar kürekli ahsap teknelere harp gemilerinde verilen isim.

PATRISA Çubuklarin baglanmasi için cundalarindan asagi ve geriye dogru inen ve tekneye baglanan sabit arma

PIK Giz veya serenlerin üzerine açilmis üç köse yelken.

PIK YAKASI Bir yan yelkeninin üst ve kösedeki yakasidir.

PIYAN Bir halatin çimasinin açilip dagilmamasi için çomasina ispavlo veya gircila ile yapilan bir çesit dügüm sekli.

PORTUÇ Alet edevat veya boya gibi sair seylerin saklanmasi için kullanilan dolap veya kamara gibi yerler.

POSTA Üzerine kaplama tahtalarinin [veya saçlarin] tespit edildigi agaç veya maden egriler [kaburga]

PRUVA Bir teknenin ön tarindan ileri istikameti.

PRUVA DIREGI Birden çok direkli teknede ba taraftaki ilk direk.

PUNTEL Güvertenin kuvvetlendirilmesi için alttan dikine konan destek veya güverte üzerindeki vardevelalarin tutmak için güverteye dik olarak konulan demir çubuklar.

PUSULA Rota istikametlerini gösteren, kerteriz alip mevki konmasina yardim eden miknatisi veya cayro devvaresi ile çalisan seyir aletidir.

PUSULA KARTI Pusula ibrelerinin üzerine oturtulmus derece veya kerte taksimati bulunan daire seklinde bir karttir.

PUSULA MIHVERI EKSENI Pusula kartinin merkezinin oturdugu ucu sivri bir ignedir.

PUSULA TASI Miknatisi puslalarda pirinç veya bakirdan yapilmis (manyetik etkisi olmamasi için) yarim küre biçiminde içi bos bir tastir.

PUTA Koymak, donatmak (puta kürek).

RADANSA Halatlarin çimalarinda kasa yapmakta kullanilan madeni halka biçimindeki malzeme

RANDA YELKENI Yelkenli bir teknede en geriye açilan yan yelkeni.

RODA Kullanilmamis, açilmamis nebati halat sargisi.

ROTA Geminin üzerinde gittigi çizgi.

RUBA ETMEK Yelkenle rüzgari basa alarak tekneyi geriletmek

RÜSVET GÜVERTE Yolcu gemilerinde filikalarin üzerine oturtuldugu kalastralarin bulundugu güverte.

RÜZGAR ALTI Rüzgarin estigi yönün aksi.

RÜZGAR YAKASI Bir yelkende rüzgarin estigi taraftaki yaka.

RÜZGARÜSTÜ Rüzgarin estigi yön.

SAFRA Bir teknede denge saglanmasi için sintinesine konan agirlik.

SAGANAK Rüzgarin eserken birdenbire siddetli esmesi.

SALMA Bir teknenin rüzgara veya akintiya bagli olarak dönmesi

SALMA OMURGA Yelkenli bir teknede içerden indirilip kaldirilan madeni veya agaç levha.

SALPA Demirin deniz dibinden kurtulmasi, agirligini zincire binmesi.

SANCAK Bayrak veya teknenin sag yarisi, sag tarafi

SANCAK ALABANDA Dümenin sancak tarafa dogru en çok basilabilmesi için verilen emir.

SANCAK GÖNDERI Kiç tarafa güverteden sancak çekmek için dikilmis gönder.

SARAVELE Yelkenin sarilmasi için verilen komuta denir.

SAVLO Sancak çekmek için kullanilan 1,5 burgatalik ince halat

SELVIÇE Yelkenli bir gemi armasindaki hareketli halatlar.

SEREN Direkler üzerinde yelken açmak için ve isaret çekmek için yatay olarak baglanmis gönder.

SEREN YAKASI Yelkenlerin derene bagli üst kisimlari. (matafyon yakasi).

SIG SU Denizin (genellikle sahil kismina yakin) herhangi bir kisminda teknelerin seyretmelerine uygun olmayacak sekilde az su bulunan pek derin olmayan yerlere denir.

SILYON FENERI Gece ve karanlikta gemilerin seyir halindeyken pruva ve grandi direkleri cundalarinda yaktiklari ufkun 20 kertelik bir sahasindan berrak havada en az 5 milden görülebilen ve pruvadaki grandiye nazaran daha asagida olan fenerlerdir. (Beyaz renklidirler).

SINTINE Bir teknenin su altinda kalan islak kisminin iç tarafidir.

SIS ISARETI Siste seyir halindeki gemilerin birbirlerine durumlarini belirtmek üzere düdükle verdikleri isaret.

SIS KAMPANASI Demirde veya samandrada yatan gemilerin siste mevkilerini belirtmek için çaldiklari kampana

SIYA Kürek çekerekn tekneyi geriye itmek için verilen komut.

SOGRA [SOKRA] Armuz kaplamada, kisa gelen kaplama tahtalarinin uçlarinin birlestigi yerdeki çizgi.

SUGA ETMEK Vira edip sikistirmak. (Suga kastanyola, suga civata vb).

SU HATTI Teknenin gövdesinde islak yüzeyle kuru yüzeyi arasinda meydana gelen çizgi.

SÜBYE ARMALI Direklerinde seren yelkenleri olmayip sadece yan yelkenleri bulunan tekneler.

SÜLYEN Yeni konan yada raspa edildikten sonra temizlenmis olan çelik veya demir saçlar üzerine koruyucu bir astar olarak sürülen genellikle kirmizi renkteki boya

SÜRME OMURGA Salma omurga da denilebilir. [Ana omurga bedenine açilan bir yariktan asagi yukari hareket ettirilebilen tahta veya madeni levha seklindeki omurga olup yelkenliteknelerde yelkenle seyir aninda devrilmemek veya rüzgar altina düsmemek için kullanilir]

SAPKA Direklerin üst uçlarina geçirilmis yuvarlak tabla

SEYTAN ÇARMIHI Iki halat arasina agaç basamaklarla yapilan bordadan sarkitilan merdiven

TALVEK HATTI Bogazlarda ortadan geçtigi varsayilan hat

TARAK GEMISI Limanlari ve geçitleri derinlestirmek için kepçeli olarak yapilmis özel gemi

TAVA Borda iskelelerinin altinda ve üstünde durulacak yer [Iskele tavasi]

TAVLON GÜVERTE Çok güverteli gemilerin üsten itibaren asagiya dogru besinci güvertesi.

Eski harp gemilerine ait bir güverte kati

TAYFA Ticaret gemilerindeki gemiciler

TENTE Güverteyi yagmur ve günesten korumak için güverte üzeriene açilan branda veya baska bir malzememden yapilmis örtü

TENTE OMURGASI Tentenin orta kismina ve altina konulan agaç

TERSANE Gemi yapilan fabrika, tezgah veya sanayi merkezi

TIRENTI Bir halatin çekilen çimasi

TIRNAK Demirin kollarinin ucundaki tirnak seklindeki kisim

TOKA ETMEK Bir seyi yerine kadar kaldirmak [Sancak toka etmek, isaret toka]

TRAMOLA Yelkenle seyirde rüzgarin bir kontradan diger kontraya önce pruvanin geçmesi ile yapilan dönüs

UÇKURLUK Bir sancagin direk veya rüzgar üstü tarafindaki yakasindaki takviye edilmesi için geçirilen beyaz renkli serit. Bu taraftaki yakaya uçkurluk yakasi ve içinden geçirilen ve iki ucunda da kanca bulunan salvoya da uçkurluk salvosu denir.

USKUNA Pruva diregi kabasorta armali, grandi diregi sübye armali iki direkli yelkenli tekne

USTURMAÇA Bir birinin üzerine veya rihtima yanasan teknelerin bordalarinin göçmemesi veya boyalarinin bozulmamasi için araya koyduklari agaç,i lastik, plastik veya halatlardan yapilmis olan, balon, silindir biçimindeki yastik.

VARAGELE Iki nokta arasinda gerilmis olan kuvvetlice bir halat üzerinde hareket eden bir makaraya bagli sepet veya iskemle donanimli insan ve esya tasimak için kullanilan donanim.

VARDAVELA Teknelerin küpestelerinde ve borda iskelelerinde personelin korunmasi için dikilmis bulunan sabit veya yatar kalkar puntellerin üzerine yatay olarak geçirilmis demir veya agaç tiriz.

VARDAVELA PUNTELI Küpestelere konmus olan agaç veya demir sabit veya yatip kalkan punteller.

VARIL Mancana büyüklügündeki madeni fiçi

VELEDIBARKA Firtinali havalarda pruva ana istrelyasi üzerine açilan flok.

VELEISTRALYE YELKENI Pruva direginden sonra gelen direk üzerine açilan yan yelkenin sereni

VELENA Direkler arasindaki istrelyalar üzerine açilan üçgen seklindeki yelkenler.

VENTO Bumbalari ve mataforalari bir taraftan diger tarafa dirisa edebilmek ve sabit tutabilmek için cundalarindan alinan halatlar. Bu halatlar gerekirse palangalara da baglanir.

VINÇ Gemiye yük alip vermede kullanilan, ambar agizlarina yakin olarak konmus hidrolik - elektirk veya istimle açilan makineler.

VIRA Vidayi, civatayi, irgat veya vinci çevirmek sarma yönünde verilen komut.

VIYA Gemiyi veya tekneyi istenilen rotaya döndükten sonra, istenilen yöne seyredilmesi için verilen komut.

VOLTA Bir halatin babaya veya biteye bir kez dolastirmak

VOLTA ALMAK Halatin veya demir zincirinin biribirine dolasmasi

YAKA Yelkenlerin köselerine ve yakalarina denir.

YAKAMOZ Su içinde isik biriktirebilen tekhücrelilerin total yansima halinde isildamasi

YALPA Teknenin sancaktan iskeleye, iskeleden sancaga dalgalarin bordadan alinmasi ile sallanmasi

YALPA OMURGASI Teknelerin yalpalamasini azaltmak için karina kismina bastan kiça dogru uzunan omurga biçimindeki çikinti.

YAN YELKENLER Yarim serenler ve gizler üzerine açilan yelkenler ile flok ve valenalar

YARIMOTURAK Kürek çekerken ayak dayanilan agaç puntal [yatay]

YASLAMAK Bir teknenin harket kabiliyetini kaybederek, akinti veya rüzgar etkisi ile bir rihtima veya baska bir tekne üzerine düsmesi

YEKE Dümen basina takilip dümenin istenilen tarafa basilmasi için kullanilan demir veya agaçtan yapilmis kol.

YELPAZE Dümenin su içindeki en genis kismi

YOMA Genellikle kalin halatlara denir.

YÜRYA Bir palanganin tirentisini veya bir halatin elle çekerken üzerine yatarka mola vermeksizin çekmek

ZINCIR MAKINASI Zincirlik ile üst güverte arasinda zincirin arasindan geçtigi madeni boru.

ZINCIRLIK Teknelerin bas tarafinda basaltinda demir zincirlerinin muhafaza edildigi yer.

ZIRH GÜVERTE Eski zirhli harp gemilerinde mermilerin delip geçmemeis için konann çelik güverte

ZOKA Uç tarafinda sarimsak dilimi biçiminde kursun bulunanan bir çesit balik iginesi [olta]

SÖZCÜKLERİN ANLAMI

Abaşo : Aşağı indir, bekle, tut şeklinde emir.

Abis : Denizde sekiz bin metreyi geçen derinlik.

Aborda : Bir teknenin başka bir tekneye yan vererek yanaşması.

Ağ : İplik veya telden kafes şeklinde yapılmış av aracı.

Ağ Çırpmak : Ağın temizlenmesi için yakalarından tutularak çırpılması. Daha çok deniz üzerinde, sandalda yapılır.

Ağ Gözü : Dört düğüm arasındaki açıklık. Tutulacak balığın cinsine göre büyüklüğü olur.

Akyem :Derisi beyaz olan izmarit, istrangilos, istavrit, uskumru gibi balıklardan elde edilen yem.

Alabanda : Dümenin alabildiğine sağa, ya da sola döndürülmesi. Alabanda İskele denilince, dümen alabildiğine sola, alabanda sancak da ise sağa döndürülür.

Alarga : Açıktan geç, yaklaşma.

Alarga etmek : Açık denize çıkmak, engine açılmak.

Alesta : Hazır ol komutu.

Altıparmak : Palamutun dört yaşında olanına verilen ad.

Alyanak : Çipuraya Marmara’da verilen ad.

Anavasya : Göçücü balıkların Akdeniz’den Karadenize çıkması.

Ançuez : Özellikle hamsi ve sonra çaça, sardalya, tirsi balığından yapılan tuzlu ve yağlı balık ezmesi

Anele : Daha çok gemilerde bulunan, demir bir bedenin ucuna takılan demir halkaya verilen ad. Bu halkalara çımalar bağlanır.

Anele Bağı : Bir halatın çımasını aneleye bağlama işi. Halkanın içinden iki kez geçirilen çıma, kendi bedeni üzerinde dolaştırılıp, iki halkanın (voltanın) içinden geçirilerek boşu alınıp yapılan bağ.

Apazlama : Yandan gelen rüzgar.

Apiko : Zincirin toplanıp harekete hazır olması.

Argonat : Bir tür mürekkep balığı.

Arktik : Kuzey kutbu ile ilgili.

Avara : Gemiden veya kıyıdan açık olmak. Bağlı bir teknenin bağlı olduğu yerden açılması.

Baderna : Halat sargısı.

Balık kırgını : Sularda ısının aniden düşmesi nedeniyle balıklarda görülen baygınlık hali. Bu durumda olan balıklar kıyılara sürüklenir. Balık karaya vurdu deyimi bu olaydan kaynaklanır. Balıkçı Bağı : Halatların ya da misinaların, aneleye (halkaya) bağlanması, ya da kopuk bir misinanın veya halatın birbirine eklenmesi için balıkçıların kullandığı bir düğüm şekli. Halkaya bağlanmak, aneleye bağlanmakta anlatıldığı şekildedir. Kopuk çıma veya misina, uçları yanyana getirilip birbiri üzerinden iki volta atılıp, uçlar voltanan içinden geçirilerek yapılan bir düğüm şeklidir. Çözülmesi imkânsızdır.

Baştan kara : Teknenin başını karaya çekerek yanaşma.

Beden : Mantara bağlı oltanın ucuna bir fırdöndü vasıtasiyle bağlanan ve kalınlığı, oltanın kalınlığından küçük olan misina.

Ben : Oltaya veya tuzağa konan yem. Buna Masara da denir.

Biz : Mersinbalığı türü.

Bodoslama : Teknelerde burnun ve kıçın ucuna yerleştirilen ağaçlar.

Bodoslama demiri : Kayıkların altından, baştan kıça kadar uzanan demir. Bu demir kıçtan başlayıp kayığın burnuna kadar gelir, kayıkların karaya çekilirken altının aşınmasını önler. Bodoslama deyimi, kayığın burnu anlamında da kullanılır.

Bohça : Oltanın bağlı olduğu mantarın etrafında dönerek düğümlenmesi.

Borda feneri : İskele ve sancakta bulunan yeşil - kırmızı seyir feneri.

Bozyel : Lodos.

Çavalye : Tutulan balıkların içine konulduğu yayvan sepet. Sazdan, telden, tenekeden olabilir.

Çelikbeden : Dişleri keskin, yırtıcı balıkların olta takımında iğneden sonra takılan 15-20 cm. uzunluğunda çelik tel. İki ucunda birer fırdöndü bulunur.

Çıma : Halat ucu.

Çombalak : Balığın sudan havaya fırlaması. İçsularda sazan, turnadan kaçarken, alabalık su üstündeki bir böceği kapmak isterken, denizde büyük balıklar küçük balıkları kovalarken görülen bir olaydır.

Çopurina : İzmarite benzeyen bir balık.

Çolun : Balıkçıların kullandığı ağ kepçe.

Çopra : Balık kılçığı.

Curum : Sürü halinde gezen palamut ve torik gibi balıkların gene sürü halinde gezen hamsi, gümüş, uskumru gibi balıklara saldırarak bu sürüleri kıyı ve sığ bölgelere sıkıştırması.

Çuka : Mersinbalığı türü

Defne Yaprağı : Lüferin en küçüğü.

Deniz Tilkisi : Köpekbalığı türünden sapan balığının adı.

Diplarya : Pisi balığının küçüğü.

Erdişi : Yumurta ve spermin aynı balıkta bulunması.

Falyanos : Balina ya da Kadırga balığı, Yunus balığının büyük bir cinsine de bu ad verilir.

Fangri : Mercan balığı türü.

Fanon : Balinaların çenelerini baştan başa kaplayan püskülümsü dişler. Bunlar balinaların çok küçük balıklar dışında başka balık yutmalarına engel olurlar.

Faş Tahtası : Sandalların döşemesini oluşturan tahtalar.

Filet : Derinliği aynı olan sığ sular.

Frişka : Mutedil rüzgâr, saniyede 5-10 metre hızla eser.

Gaco : Palamut yavrusu.

Ganbut : Kefalin küçüğü

Gaya : Gelincik balığına Musevilerce verilen başka bir ad.

Günindi : Batı.

Heyamola : Denizcilerin halat veya kürek çekerken, bir palangayı açıp uzatırken, birbirlerini gayrete getirmek için hep birlikte söyledikleri (ha gayret, haydi çek) anlamında bir sözcük.

Hırsız : Zokolara bağlanan ve ucunda iğne bulunan köstek.

İğne : Olta takımının ucuna bağlanan ve üzerine yem takılan, galvenizli, damaklı madeni çengel.

İğne iğne : Çapari oltasının her iğnesine balık gelmesi.

İlmek : Düz düğüm.

İlarya : Platerinanın (kefal) küçüğü.

İskandil : Oltanın dibe gitmesi, ya da yüzmemesi için iğneden sonra takılan kurşun ağırlık. 150-300 gr. ağırlıkta olur.

İskarmoz : Küreklerin takıldığı tahta veya demir kazıklar.

İskele : Geminin sol tarafı.

İskele Babası : Halatları bağlamak (volta etmek) için gemilerde, ya da iskelelerde bulunan ağaç veya demirden yapılmış, silindir şeklinde, kısa dikme.

İskorçila : Voli yaparken kullanılan bir tür ağ.

İskota : Yelkenleri bağlamaya yarayan zincir, halat veya palanga.

İsparoz : İspari.

İspendek : Levreğin küçüğü.

İspermeçet : Balinaların başından çıkan ve mum yapımında kullanılan beyaz renkli bir yağ.

İsporka : Bir geminin salgın hastalık nedeni ile karantinaya alınması.

İstinga : Gırgır ağlarının kurşun yakasındaki halkların içinden geçip vinçle çekildiğinde ağın tor kısmının torba halinde tekneye alınmasına yarayan çelik tel.

Kakıç : Büyük balıkları sandala almaya yarayan ucu damaklı kanca.

Kalinos : Levreğe benzer, dere balinası da denilen bir tatlı su balığı.

Kancur : İzmaritin küçüğü.

Kanal : Dipleri düz olan denizlerde, dip akıntıları nedeni ile oluşan bölge.

Kasa : Bir misinanın ucunu ikiye katlayarak kendi bedeni üzerinde düğümlenip yapılan bağ. Kasaya fırdöndü veya beden bağlanır.

Kasara : Küçük güverte.

Katavasya : Isı düşmesi sonucu göçücü balıkların Karadeniz’den Marmara’ya inmesi.

Kekemoz : Küçük kabukluların birleşerek kumluk mahallerde meydana getirdikleri bir tür mercan topluluğu.

Kerteriz : Sandalın bodoslama demiri ve kıyıdaki iki sabit cismin üstüste getirilmesi ile saptanan yer bulma yöntemi.

Kraça : İstavritin küçüğü.

Kıçtankara : Teknenin kıçını karaya çekerek yanaşma.

Kırtıl : Telden ya da sazdan yapılan, dökülmez hokka prensibine göre düzenlenmiş balık tutma aracı.

Kıstırma : Bazı tür oltalarda, fırdöndüler üstüne takılan kurşun levhalar. Ağırlıkları 30-40 gr. olur.

Kıta Sahanlığı : Kıyılara yakın deniz bölgeleri.

Kızartı : Sürüler halinde gezen hamsilerin, büyük balık görünce birbirlerine sokulurken pul dökmelerinden meydana gelen bulanıklık.

Kocakarı soğuğu : 11-19 mart arasındaki şiddetli soğuklara denir. Kışın son soğuklarıdır. Eski dilde: Berd-el-acuz. Berd, soğuk; acuz, kocakarı anlamındadır.

Koloridya : Kolyozun küçüğü.

Köstek : Bedene bağlanan 10-25 cm. arasında değişen misina. Köstek ucuna iğne bağlanır.

Kötekbalığı : Minekopun diğer adı.

Kulaç : Balıkçıların uzunluk birimi olarak kullandıkları deyim. Gerilerek açılmış iki kolun parmak uçları arasındaki uzunluk. Yaklaşık 1.66 m. olarak kabul edilir.

Kullanmak : Büyük balıkları alırken, oltanın boşlanıp tekrar çekilmesi.

Lidaki : Çipuranın küçüğü.

Lipari : İri uskumru.

Litorina : Bir tür deniz kabuklusu.

Litrinos : Mercan balığının küçüğü.

Livar : Balıkların canlı kalması için, sandal içinde ya da dışarda bulunan bir tür küçük havuz.

Mangır : Mercan balığının yavrusu.

Manika : Ambardan güverteye açılan baca.

Mavriko : Uskumrunun en küçüğü.

Mavruşkil : Eşkine’ye verilen başka bir ad.

Mayna : İndirmek.

Meramet : Ağların sakata gelmesi ile yırtılan ağ gözlerinin iğne adı verilen tahta veya plastik bir araç ile onarılması.

Metafora : Filika veya demirleri asmak için kullanılan gemi elemanı.

Mırmır : Çitari balığı.

Neritel : Denizlerin çekilmesi ile meydana gelen yurtlanmaya elverişli bölge.

Neritik : Sığ deniz.

Notilus : Mürekkep balığı türü.

Olta : Mantara bağlı misinaya verilen ad.

Olta takımı : Olta, beden, köstek, iğne ve iskandillerden oluşan balık tutma aracı.

Orkoz : Bir akıntının kıvrılarak aksi istikamete gitmesi.

Orsa : Yelkenleri, mümkün olduğu kadar rüzgarın geldiği yöne çevirerek gitmek. Eş anlamı: Rüzgarüstü.

Pabuç : İzmaritin büyüğü.

Palavra : Yolcu gemilerinde üst güvertenin altındaki güverte.

Paçoz : Kefale verilen başka bir ad.

Peçuta : En büyük palamut türü.

Peleme : Altı düz kayık.

Plankton : Denizlerde yaşayan mikroskopik canlılar.

Platerina : Kefal türü bir balık.

Pruva : Teknelerin ön tarafı, baş kısmı.

Pruva rüzgarı : Baştan esen rüzgar.

Sakata gelmek : Ağların batıklara, kayalara, kekemoza takılarak yırtılması.

Sarıkanat : Lüferden küçük, çinekoptan büyük lüfer türü.

Sancak : Geminin sağ tarafı.

Sekstant : Yer bulmak için güneş, ay ve yıldızların ufuklarla olan açısını saptayan alet.

Sinara : Büyük zoka.

Sivri : Toriğin büyüğü.

Subya : Mürekkep balıklarının mürekkebe benzeyen sıvısı olan türü.

Şip : Mersinbalığı türü.

Teke : Daha çok deniz kıyılarındaki su birikintileri içinde yaşayan çok küçük boy karides.

Tekgöz yem : Balığın ağzından kuyruğa kadar kesilerek ikiye ayrılmış yemi.

Tırlamak : İğneye yakalanan lüfer balığının kurtulmak için yaptığı sert hareketler.

Topuk : Denizdeki lokal sığlıklar.

Tıramola : Yelkeni bir bordadan öbür bordaya almak. Eş anlamı KAVANÇO.

Vardavela : Teknelerde, denize düşmeyi engellemek ve tutunmak için teknelerin etrafına çekilen teli tutan demir ayaklar.

Viya : Dümeni ortaya alarak gemiyi bulunduğu doğrultuda yürütmek için verilen emir.

Voli : Fanyalı ağlarla ağın bir ucu kıyıya, bir ucu da açığa uzatılarak hilal şeklinde dökülüp toplanması.

Volta : Bir misinayı, ya da bir halatı kendi üzerine veya başka bir yere bir kere dolamak.

Vonoz : Palamutun yavrusu; Uskumru yavrusu.

Yaka : Ağların alt ve üst kenarları. Kurşun takılı yakaya kurşun yakası, mantar takılı olanada mantar yakası deniz.

Yaprak yem : Akyem balıklarından çıkarılan fileto halindeki yem.

Zindandelen : Palamutun büyüğü.

ÖLÇÜLER :

1 Deniz mili : 1852 metre - 10 Gomino - 2000 Yarda

1 Gomino : 185,2 metre

1 Kadem (fit) : 30,48 santimetre

1 Kulaç : 183 santimetre (1.83 metre)

1 Pus (inç) : 2,54 santimetre

1 Metrik ton : 1000 kg (1 ton)

1 Tonilato : 2.83 metreküp (100 fitküp)

Olta Kamışları

01 Aralık 2008

Balık avında kullanılan olta kamışları tek parça, çok parçalı ve teleskobik olarak üç tipe ayrılırlar. Bunlarda kendi aralarında bir çok teknik ve fiziksel özellikleri nedeniyle ayrıca sınıflandırılır.

Bu sınıflandırılma avcı kamışların hareket ( Aksiyon ), buna bağlı olarak da çeker ve atar yeteneğindeki gr./kg. kapasitesine göre yapılır; Bir olta kamışının aksiyon yeteneği o kamışın tam boy uzunluğuna göre eğilmeye başladığı ilk nokta olarak kabul edilir ve güçlerini bu noktadan alırlar. Olta kamışlarındaki çeker değerleri üreticileri tarafından ürün bilgisi içinde verilip avcı kamışın taşıma gücünü belirtir. Olta kamışlarındaki Atar değerlerindeki hesaplamada Luxor metodu ile yapılıp bir olta kamışının taşıma gücünün 1/50 si kadardır. Aksiyon değerleri bazı modellerde, çok yavaş,yavaş, orta, hızlı ve çok hızlı,bazı modellerde de bu değerler gr./kg. cinsinden belirtilerek verilir. Olta kamışlarının test değerlerini hangi kıstasa göre yapılacağı konusunda, olta kamışı kullanan çoğu kişinin bu teknik kavramların eş Türkce kelime anlam karşılıklarını yorumlarken genellikle kafalarını karıştırdığını ve amaca uygun doğru seçim yapamadıklarını çoğu zaman görebiliyoruz. Çok yavaş(az gramlı) ile çok hızlı(ağır gramlı) değerler arasındaki farkı basitce şu şekilde izah edersek sanırım daha kolay anlayabiliriz; Çok hızlı değerin (fast)anlamı, balık geldiği zaman onu hızlı fark etme yeteneğine sahip olmasıdır. Dolayısı ile de çeker değerinin düşük, kolay eğilebilen,ince, hassas türler olup küçük avlar için kullanılırlar. Ve savurma tekniği için tercih edilir. Yavaş(slow-heavy)değerin anlamıda; Tam tersi,büyük avların direnci karşısında yavaş yavaş bükülen ve çeker değeri yüksek ağır kamışlardır. Birde şöyle açıklayalım; Hızlı ( fast ) kamışlar uctan bükülerek açı verirler ve üzerlerine binen kuvvetin yaptığı basınç uç kısımda oluşur, kamışların uç kısımlarıda elcek ( sap ) yerine yakın olan kısımından daha ince olduğu için kuvvet basıncını karşılayan ilk nokta zayıftır. Yavaş veya ağır kamışlar ( Slow-heavy )da kuvvet basıncının etki ettiği bükülme noktası elcek yerine yakın olan kalın kısıma kadar ulaşarak etki alanını ( Aksiyonu )daha geniş bir açıyla karşılar dolayısı ile basınç kuvveti buradaki dayanıklı kalın kısımda gücünü sonlandırarak kuvvetin buraya binmesini sağlar. Ağır av türleri için tercih edilir. Kamışların temel davranış özelliklerine göre aradaki sınıflandırma farkını basitce izah edip örnekledikten sonra; Fiziksel teknik yapıları,av türü,av tekniği,av takımı ve avlanmak için bulunulan ortam ( yer ) şartları göz önüne alınarak avcı doğru bir kamışın seçimi yapılır.

Avcı kamış tipleri:

Tek parça olta kamışları; Adındanda anlaşılacağı üzere tek parça olan kamışlardır. Çoğunlukla ağır avlar için üretilir, çekme kapasiteleri yüksek ve boyları kısadır. Tekneden kullanılır.

Çok parçalı olta kamışları; Bunlar iki veya daha fazla parçalı kamışlar olup, ağır, orta veya hafif ağırlıktaki avlar için kullanılırlar. Savurma tekniğinde mesafe performansı için hafif ve orta ağırlıklı kamışlar tercih edilir. Tekne ve kıyıdan kullanılır. Kıyıdan kullanılanlara en güzel örnek Savurma ( surf ) kamışlarını verebiliriz.

Teleskopik oltakamışları; Diğer kamışların bütün özelliklerini taşıyan modelleri var olmakla birlikte, tek farkı İçiçe geçebilen, taşınması ve kullanımı kolay kamışlar olup her yerde rahatça kullanılabilir.

Olta kamışları; Bambu, fiber, grafit ( fiber carbon ), boron, Kevlar gibi materyallerden imal edilen konik çubuklardır. Satın alırken kullanım talimatlarını dikkatli bir şekilde okumak gerekir. Çeşitli alaşımlardan imal edilen bazı olta kamışları, kapalı, yağmurlu, kötü havalarda vede elektrik taşıyan kabloların yakınında kesinlikle kullanılmamalıdır. Elektriği çekme özelliğinden dolayı tehlike oluşturur.

Olta kamışını oluşturan parçalar:

Kamış Halkaları ( klavuz ); Avcı kamışlarda klavuz çok önemli bir faktördür. Misinanın geçtiği klavuz halka çap büyüklüğü, bunların birbirine ve olta makinasına olan mesafe aralığı vede kalitesi olta kamışı seçiminde önemli bir başka faktördür. Yukarıda bahsettiğimiz avcı kamışları fiziksel teknik yapılarına, av türüne, av tekniğine, av takımına ve avlanmak için bulunulan ortam ( yer ) şartlarına göre klavuzların ( halka veya makaralar ) da seçimi bu bakımdan önemlidir. Kısaca şu örnekleri verebiliriz; Olta makinasına yakın olan bir klavuz halka fırlatma ve çekme performansını düşürdüğü gibi olta ipinede zarar verir. Fazla adetli klavuz, misina için sürtünme katsayısını arttırır, bu problem çok ağır avcı kamışlarda yivli küçük makaralar ( roller )kullanılarak etkisi azaltılmıştır, büyük çaplı halka avcı kamışta savurma anında olta ipinin daha rahat yol almasına olanak tanır, yavaş olan avcı kamışlarda küçük çaplı halka avın kolay hissedilmesine sebeb olur.

Elcek( sap ): Olta Kamışını tuttuğumuz elcek noktaları kamış üstünde yer almakla birlikte, bazen uygulanma tekniğine göre ikiden fazla ve farklı noktalarda yer alabiliyorlar. Bunların avcı kamış üstündeki konumu ve kavrama rahatlığı av performansımızı artırıcı etki gösterir.

Olta makinası yuvaları: Uygulanan av tekniği ve avcı kamışların denge dinamiğine uygun olacak şekilde olta kamışları üstünde makinanın yerleştirildiği yuvalardır.

BALIK ANATOMİSİ

01 Aralık 2008

balık

Tatlı su veya tuzlu su da yaşayan balıkların hepsinin vücut anatomisi aynıdır sadece balina ve yunus bunun dışında kalır onlarda solunumları itibari ile farklılık gösterirler onun dışında vücutlarındaki bütün organlar aynıdır. Balıklar su içerisinde yaşamlarını sürdürdükleri için vücut yapıları da buna uyumludur.
Balık, solungaçları ile solunum yapan, vücut ısıları çevreye bağlı olarak değişen, soğukkanlı, yürekleri çift gözlü, çoğunun vücudu pullu, genellikle yumurta ile üreyen, suda yaşayan omurgalı hayvanların genel adı.
Bir kulakcık ve karıncıktan meydana gelen yüreklerinde daima kirli kan bulunur. Yürekten çıkan kirli kan solungaçlarda temizlendiğinden, vücutta temiz kan dolaşır. Ağızdan alınan su, solungaçlardan dışarı atılırken suda çözülmüş oksijen, osmozla kana verilir. Bu arada suda bulunan besinler ise yutulur. Köpek balıklarında su hem ağızdan hem de ilk solungaç yarığından alınır. Tuzlu su balıkları su içtikleri halde, tatlı su balıkları su içmezler. Gerekli su ihtiyaçlarını solungaç zarlarından osmozla alırlar. Deniz balıkları içtikleri suyun tuzunu böbrekle değil, solungaçları ile ayırır. Balıklarda göğüs ve karın yüzgeçleri çift, sırt, kuyruk ve anal yüzgeçleri tektir. Tek yüzgeçler nadiren birden fazla olsalar da simetrik çiftler meydana getirmezler.

Uçan balıklar çok gelişmiş olan göğüs yüzgeçlerini açarak bir-iki dakika su üstünde uçabilirler. Yaşadığı yerlerde su kuruduğu zaman balçığa gömülüp akciğer solunumu yapabilen, sürünerek gölden göle geçebilen, kısa bir süre havada uçabilen, elektrik ve ışık üretebilen çeşitli balık türleri mevcuttur. Balıkların pulları birbirleri üzerine kiremit gibi dizilmiş, kemiksi, kaygan ve antiseptiktir. Antiseptik mukus salgısı, üzerine yapışan bakteri ve sporları yok eder.
Balıkların hareket etmesinde önemli rol oynayan değişik kuyruk tipleri mevcuttur. Çatallanmış kuyruk tipine “difiserk”, çatallı olup eşit parçalı olana “homoserk”, köpek balıklarında olduğu gibi çatalları eş olmayan kuyruk tipine de “heteroserk” denir.
Balıklar omurgalı canlılar içerisinde sayıca en fazla olanıdır. Çalışmalarda balık türünün 40.000 kadar olduğu söylenmektedir.
Balıkların günümüzde sportif ve akvaryumdaki değeri yanında büyük bir protein kaynağı olması ticari değerini arttırmaktadır. Balıkların yeryüzündeki dağılımları o kadar geniştir ki, Antartika sularında, sıcak tropikal sularda, acı sularda, tatlı sularda, ışığın ulaştığı dağ derelerinde veya insanların henüz ulaşamadığı oldukça derin ve karanlık sularda yaşayabilmektedir. Üç türlü beslenme görülür: Herbivor (otçul), karnivor (etçil) ve omnivor (hem et hem de bitkisel besin yiyenler). Yalnız çenelerinde değil, bütün ağız boşluklarında ve yutaklarında sıralanış ve şekil olarak birbirinden farklı birçok diş bulunur. Bu genelde beslenme şekillerine göredir. Bazılarında farinks (yutak) dişleri gelişmiştir. Yalnız Mersin balıklarında ve Demetsolungaçlılarda diş bulunmaz.

Duyu Organları
Görme organları
Balıklarda gözler yüksek omurgalılara benzer. Kornea daha düz ve mercek daha yuvarlaktır. Kornea, merceğin önünde koruyucu bir görev yapar. İris; kırmızı, siyah, portakal rengi, mavi, yeşil olabilir. Balıklarda göz yapısı, yaşadıkları çevreye uygun bir özellik arz eder. Işığın kolay geçtiği temiz sularda yaşayanlar iyi görür ve renkleri ayırt ederler. Derinde yaşayanlarda gözler oldukça büyük olup, ışığın zayıf olarak ulaştığı daha derinlerde teleskop gözlü olanlarına da rastlanır. Bulanık sularda yaşayan balıklarda ise gözler küçülmüştür. Kör mağara balıklarında gözler görev yapmaz. Işık olmadığından gözlere ihtiyaç duymazlar. Balıklarda gözyaşı bezi ve gözkapağı bulunmaz. Yalnız Raja balıklarında üstten gelen ışığa karşı gözü korumak için üzeri pullu kalın bir kapak vardır. Balıklar dinlenme halinde yakını görür, uzak için uyum yapar. Memelilerde durum tersinedir. Bazı dişli sazanlarda gözler yatay bir bantla ikiye ayrılmıştır. Üstteki kısım havada, alttaki kısım suda görmeye yarar. Böyle balıklara “dört gözlü” denir.
Tat alma organı
Balıklarda tat alma cisimcikleri dudaklarda, farinkste, burun epitelyde baş derisinde bıyıkların uçlarında yerleşmiş olduğu gibi bazılarında da ağız içinde yerleşmiştir. Balıklarda dil yoktur. Olanlarında da gelişmemiştir. Sazanların ağzı içinde çok kalın kastan yapılmış yastık şeklinde bir yapı bulunur. Bu organ tat almaya yarar. Balıklar bazı maddeleri memelilerden daha iyi ayırt edebilirler. Sazanlar tatlı, tuzlu, acı suyu ve asitli ortamı ayırt edebilirler.
Dokunma duyusu
Dokunma duyusunda bıyıkların rolü büyüktür. Bıyıklar tat almada etkili olduğu gibi, besin bulma ve dokunma organı olarak da görev yaparlar.
Balıkların baş, gövde ve yüzgeç derileri üstünde tomurcuk veya çukurcuklar halinde küçük duyu organları mevcuttur. İçlerinde sinir uçları dallanmış haldedir. Görevleri; yaklaşan düşmanı, sıcaklık değişimini, besin ve tuzluluğu hissetmektir. Duyuda yan organın da etkisi önemlidir. Bazı derin deniz balıklarının yüzgeç ışınlarında uzamış olan bazı kısımlarında duygu organları yer almıştır.

Balıklarda dış ve orta kulak yoktur. İşitme organı bir kapsül içinde bulunan iç kulaktan ibaret olup, sudaki ses titreşimlerini idrak eder. Bu işitme organına “labirent” denir. İşitmede etkili olduğu gibi, dengenin sağlanmasında, ağırlık ve yerçekimi tespitinde de önemli rol oynar. İçlerinde kalsiyum karbonattan yapılmış “otolit” adı verilen cisimcikler de bulunur. Bazı balıklarda hava kesesinin ön kısmının her iki yanında iç kulakla ilişkili dörder adet kemikcik bulunur. “Weber cihazı” adını alan bu sistem ses dalgalarını ve basınç değişimini iç kulağa ileterek daha iyi işitmeğe yardım eder. Küçük frekanslı titreşimler, yanal çizgi sistemiyle idrak edilir.

Bu, vücudun yanlarında derinin altında uzanan içi mukus dolu bir çift kanaldır. Belirli aralıklarla bu kanalı pulların arasından veya ortasından dışarı bağlayan yollar, bu yolların ucunda içinde sıvı ve sinir hücreleri bulunan bir torba vardır. Sudaki titreşimler bu sıvıya geçerek sinir hücreleri tarafından idrak edilir. Mesaj daha sonra sinirler vasıtasıyla beyne iletilir.
Bir başka balığın hareketinin doğurduğu titreşimleri, yanındaki balık bu yolla duyar. Yan organ çok alçak frekanslı titreşimleri idrak edip işitmeye yardımcı olduğu gibi, su akıntısının yönünü, sıcaklık ve soğukluk farklarını da tesbit eder. Yan organ işitmede de yardımcı olur. Ses ve basınç dalgalarını tesbit edebilir. Kemikli balıklarda, vücudun her iki yanında solungaçlardan kuyruk yüzgecine kadar uzanır.

Koku duyusu
Balıklarda burun (nostril), solunum için değil, suda çözünmüş kimyasal maddeleri koklamaya yarayan bir duyu organıdır. Koku alma kapsülleri üst çene üzerinde bulunan bir çift (veya bir adet) burun çukuruna yerleşmiştir. Koku maddelerini taşıyan su burun deliklerine girip çıkarken, koklama kapsüllerini yalayarak sinirleri uyarır. Bu duyu köpek balıkları gibi bazı balıklarda çok kuvvetlidir. Köpek balıkları kan kokusunu yüzlerce metre uzaktan alabilirler.
Yüzme kesesi
Balıkların suda batmadan durmasını sağladığı için önemlidir. Sindirim kanalının bir uzantısı olup, sırt tarafta torba şeklindedir. İçi CO2, O2 ve azot gazları ile doludur. Balığın yoğunluğunu, suyun yoğunluğuna göre ayarlar. Balık suda batmadan durmak için, içindeki gazı artırarak keseyi şişirir. Yüzerken havasını azaltır. Bazı balıklarda yüzme kesesi ikiye ayrılmıştır. Yüzme kesesi solunum, hidrostatik görev, ses meydana getirme ve bazı uyartıları hissetmede de etkilidir. Bütün balıklarda hava kesesi bulunmaz. Böyle balıklarda yağlı vücut ve göğüs yüzgeçleri batmalarına mani olur. Dip balıklarında ise zaten gereksizdir.
Üreme
Yumurtlama zamanlarında dişi balık, bir kaç saat içinde dibe binlerce yumurta bırakır. Erkek, yumurtalar üzerine sperm ihtiva eden sıvısını püskürterek yumurtaları döller. Böyle döllenmeye vücut dışında cereyan ettiğinden “dış döllenme” denir. Yumurtadan çıkan yavrular, etraftaki “plankton” denen küçük organizmaları yiyerek gelişirler. Köpek balığı gibi bazı balıklarda döllenme, dişinin vücudunda olur. Yumurtalar vücud içinde açıldığından doğuruyormuş hissini verir. Böyle doğurucu balıklara “ovovivipar” denir. Zaman zaman bazı balıklar hermofrodit (erkek ve dişi organa sahip) olurlar. Uskumru, sazan ve alabalıklarda bu duruma rastlanır.